KADIN HASTALIKLARI
JINEKOLOJIK MUAYENEDE SIZI NELER BEKLER?
Kadinlar hayatlarinin belli dönemlerinde ya bir sikayetleri oldugu için, ya bir konu hakkinda bilgi almak
için ya da yillik olagan muayenelerini yaptirmak için Kadin Hastaliklari ve Dogum Uzmani'na basvururlar.
Daha önce jinekolojik muayene geçirmis olanlar herhangi bir korku duymak için bir neden olmadigini
bildiklerinden rahattirlar. Ancak ilk kez bir jinekoloji muayenesinden geçecek kadinlar hakli olarak korku
ve merak duyabilirler. Bu korku yüzünden bir gece öncesinden uykusuz kalan ya da muayene olmayi sürekli
rteleyen çok sayida kadin vardir. Bu yaziyi okuduktan sonra muayene esnasinda sizi neleri bekledigini
ögrenecek ve daha az tedirginlik duyacaksiniz.
Jinekolojik muayenenin sizin sagliginizi korumak veya var olan bir sorununuza açiklik getirmek açisindan
önemli bir olay oldugu bilinciyle doktorla konusur ve akliniza takilan sorularin hepsini rahatça sorarsaniz
jinekolojik muayeneden üst düzeyde fayda saglamis olursunuz.
Neden Jinekolojik Muayene?
Pek çok kadın için jinekolojik muayene, adeta hayatlarındaki korkuverici bir kabustur. Bunun ise en önemli
nedenleri daha önce yaşanmış kötü tecrübeler ile çevreden duyulan abartılı ve yanlış bilgiler sonucunda
oluşmuş haksız ön yargılardır.
Unutulmamalıdır ki; zamanında ve rutin olarak yapılan muayeneler, bir çok hastalığın erken dönemlerde
teşhisini sağlayarak sonradan ortaya çıkabilecek olumsuz durumları alınacak çok basit önlemlerle
engelleyebilir.
Basit bir muayene ile örneğin rahim, rahim ağzı, yumurtalık ve vajen kanserleri çok erken safhalardayken
yakalanabilir. Yine rahim ağzı (serviks) bölgesindeki gizli enfeksiyonlar - henüz bir yaraya sebebiyet
vermeden- teşhis ve tedavi edilebilir.
Cinsel hayatı başlayan her kadının düzenli olarak, hiçbir şikayeti olmasa bile yılda en az bir kez bir
jinekoloğa gidip muayene olması, ultrason ve smear aldırması tavsiye edilmektedir.
NORMAL DOĞUM
Doğum nasıl gerçekleşir?
Ailelerin çocuk sahibi olmaya karar verdiği ilk andan itibaren yaşanan heyecanlar doğum günü yaklaştıkça
artmaya başlar ve doğumun ilk işaretleri ile birlikte doruğa ulaşır.
Her şey sona erdikten sonra anne ve babanın dünyadaki en önemli eserleri olan bebek kucağa alındığında ise
yaşanan bütün sıkıntılar, çekilen bütün ağrılar yerini tarifi imkansız bir huzur ve mutluluğa bırakır.
Normal doğum; 40. gebelik haftasını doldurmuş olan bir fetusun rahim dışına zarlar ve plasentası ile birlikte
atılmasını ifade eder. İnsanda gebelik 280 gün sürmektedir ancak tüm gebeliklerin sadece % 5 kadarı beklenen
günde sona erer. Gebe kadınların büyük bir kısmı ise beklenen doğum tarihinden yaklaşık 1 hafta kadar önce
doğum eylemine girer.Anne adayının sancı olarak algıladığı düzenli rahim kasılmalarının ortaya çıkması ile
başlayan süreye de "Eylem" veya "Travay" adı verilir. Bir gebeliğin normal yoldan sonlanabilmesi üç ana
faktöre bağlıdır.
Bunlar; rahme bağlı, bebeğe bağlı ve annenin kemik çatısına bağlı faktörler olarak sınıflandırılabilir.
Bu üç faktör;
- Güçler (rahim kasılmaları)
- Yol (kemik yapı)
- Yolcudur (bebek)
Doğumun olabilmesi için rahim açılabilmesi için düzenli aralıklarla kasılmalıdır ve bu kasılmaların karşısında
rahim ağzının açılmasına engel bir durum olmamalıdır.
Rahim açıldıktan sonra devam eden kasılmalar bebeği rahim dışına itecektir. Bu itmenin sağlanması için bebek
uygun pozisyonda olmalı ve yine önünde bir engel bulunmamalıdır. Normal doğumun gerçekleşebilmesi için son
olarak, bebeğin geçeceği yol ile yolcu (bebek) arasında bir uyumsuzluk söz konusu olmamalıdır. Bebeğin
normalden iri veya yolun normalden dar olması doğumun olağan gidişatını engelleyecektir.
Genelde doğumun yaklaştığının ilk belirtileri düzensiz kasılmalar ve halk arasında "nişan gelmesi" olarak
anılan durumdur. Rahim ağzı tüm gebelik boyunca sümüksü bir tıkaçla kapalıdır. Bu tıkaç bebeği dış etkenlere
karşı korur. Doğum eyleminin başlamasından hemen önce rahim ağzında hafif bir açılma olur ve bu tıkaç kanlı
bir akıntı şeklinde vücut dışına atılır.
Yine doğumun erken belirtilerinden biri de düzensiz rahim kasılmalarıdır. Kişi bu kasılmaları ağrı olarak
algılar. Yalancı doğum sancıları ("Braxton Hicks kasılmaları") adı verilen bu kasılmalar dinlenmekle geçer
ve genellikle şiddeti zamanla artmaz.
Suyun gelmesi doğumun bir diğer belirtisidir. Genelde zarlar açıldıktan sonra 24 saat içinde eylem
kendiliğinden başlar. Bazen doğum eylemini suni sancı ile desteklemek gerekebilir.
Yalancı doğum sancıları düzensiz aralıklarla gidip gelen, süresi kısa (15-20 saniye) olan ve hafif ağrılar
iken gerçek doğum sancıları ise daha düzenli aralıklarla gidip gelen, şiddeti gittikçe artan ve araları
kısalan, 45-60 saniye kadar süren, rahimde açılma ve silinmeye neden olan ağrılardır. Özetlemek gerekirse;
Gerçek doğum sancıları:
Kasılmalar düzenli olarak tekrarlar ve kasılma araları sıklaşarak 2-4 dakikada bire düşer.Kasılmaların şiddeti
gittikçe artar 45-60 saniye sürer.Rahim ağzında yumuşama ve açılmaya sebep olur.
Yalancı doğum sancıları:
Kasılmalar düzensiz aralıklarla olur, araları uzundur ve düzenli tekrarlama olmaz.
Kasılmaların şiddeti aynı kalır, gelip geçici ağrılardır.
Kasılmalar çoğu kez dinlenmekle geçer ve rahim ağzında açılmaya neden olmaz.
Doğum bazen sancılar hiç başlamadan amnion zarının yırtılması sonucunda amnion suyunun gelmesiyle de
başlayabilir.
Amnion sıvısı rahim içindeki bebeğin beslenmesi yanında bebeği dış travmalardan ve enfeksiyonlardan koruyan
önemli bir içeriktir. Amnion zarının yırtılması sonucu suyun gelmesi ile hem bebek hem de anne adayı
enfeksiyonlara maruz kalabilecektir.
Genellikle suların gelmesinden sonra sancılar kendiliğinden başlar. Bu süreç uzamasına rağmen doğum eylemi
başlamıyorsa, bebek ve annede enfeksiyon riski arttığından dolayı doğumun suni olarak indüksiyon (serumla
suni sancı) ile başlatılması uygun olacaktır.
Doğumun üç temel evresi vardır:
-
Evre; rahim ağzında açılmaya neden olacak güçteki kasılmaların başlamasıyla rahim ağzının tam açılmasına (10 cm) kadar geçen süreçtir.
Bu evrede servikal açıklığın artması ile birlikte bebeğin başı da içeride bazı manevraları yaparak aşağıya inmektedir .
- Evre; tam açık olan rahim ağzından durumundan bebeğin tamamen doğmasına kadar geçen süreci ifade eder.
- Evre; bebeğin tamamen doğması ile plasenta ve eklerinin bütünü ile atılmasına kadar geçen süreçtir. Bu evre sonucunda doğum sonuçlanmış olur.
Nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte doğumda plasentanın çıkmasından hemen sonra annede titreme nöbeti
görülür. Bu ciddi bir durum değildir ve bir süre sonra kendiliğinden geçer.
Doğum hangi mekanizmayla gerçekleşir?
Doğumu başlatan faktörlerin ne olduğu, anne vücudunun bebeğin olgulaştığını anlamasını ve sancıları başlatarak
doğumu gerçekleştiren etkenlerin hangileri olduğu günümüzde hala daha tam olarak anlaşılmış değildir. Bu
konuda çok çeşitli teoriler olmasına rağmen doğum olayı hala daha gizemini korumaktadır.
Doğumu başlatan mekanizmanın ne olduğu tam olarak bilinmese de rahim kasılmalarının hangi mekanizma ve
hormonlardan etkilendiği kısmen bilinmektedir.
Rahim kasılmaları beynin hipofiz bezinden salgılanan "oksitosin" isimli hormon tarafından sağlanır. Ayrıca
yine vücutta "prostaglandin" adı verilen bazı maddelerin konsantrasyonundaki değişimler kasılmaları
tetikleyebilir. Bu mekanizmaların bilinmesi bize rahim kasılmalarını başlatma ya da durdurma şansı tanır.
Doğum için ne zaman hastaneye başvurmak gereklidir?
Doğuma yukarıda ifade edildiği gibi ağrılar sıklaşıp şiddeti arttığı zaman gidilmelidir. Gerçek doğum
sancıları başladığı zaman gebe bunu diğerlerinden farklı olduğunu algılayabilir.
Ağrıların başlamasıyla sümük gibi bir akıntının olması ("nişan") adeta doğumun habercisidir.
Bazen ise hiç doğum sancıları başlamadan amniyon suyu gelebilir. Suyun gelmesi hafif hafif ama sürekli
şekilde olabileceği gibi birden bacakları ıslatır tarzda da olabilir. Bu durumda da acil olarak doktorunuzu
arayınız.
Kanama gebelik süresince riskli bir durumdur. Her türlü kanama dikkatlice değerlendirilmelidir. Az veya çok
kanamanın olması doğumun habercisi olmakla beraber gebelikle ilgili bir problemi de ifade edebilir. Bebeğin
hareketlerinde azalma hissedilmesi durumunda da hastaneye başvurulmalıdır. Bu da bebeğin sıkıntıya girdiğinin
işareti olabilir. Bu durumda genellikle NST çekilerek ve ultrason değerlendirmesi yapılarak karar verilir.
SEZARYEN
Günümüzde anestezi yöntemlerinin iyileşmesi, sterilite ve enfeksiyon problemlerine karşı güçlü antibiyotiklerin
bulunması, ameliyat dikiş materyallerindeki gelişmeler ve cerrahi tekniklerin ilerlemesi sonucunda sezaryen
ameliyatları son derecede güvenli ve kolay bir işlem haline gelmişlerdir.
Sezaryen hastanın isteğine bağlı yapılabileceği gibi bazı tıbbi zorunluluklar karşısında da yapılabilir. Bu
tıbbi zorunluluklar, anne veya bebeğe bağlı olabileceği gibi gebeliğin kendine has özel durumlarına da bağlı
olabilir.
Yine yapılacak olan sezaryen ameliyatı, gebeliğin seyrine göre değişik gebelik haftalarında olabilir. Genel
olarak amaç anne ve bebek açısından en uygun zamanı yakalamaktır.
Sezaryan nedir?
Sezaryan ile doğum Can'ın ve sonunun , Anne'nin karnından uterusu açarak çıkartılmasıdır. Can'ın ve Anne'nin
sağlığını tehdit eden her durumda ya da vajinal yolla doğumun imkansız olduğu durumlarda sezaryan yapılır.
Sezaryan ameliyatı dünyanın bildiği en eski ameliyatlardandır. Tıbbın ve teknolojinin ilerlemesiyle ameliyat
tekniği çok gelişmiştir. Ameliyatların mikropsuz koşullarda yapılması, kan verilebilmesi, kuvvetli mikrop
kırıcı ilaçlar, modern cerrahi malzeme ve genel anestezi vermeden belden yapılan uyuşturma sayesinde ameliyatın
tehlikesi çok azalmıştır.
Menopoz Nedir ?
Menopoz, kelime anlamı olarak son adet kanamasına verilen isimdir. Ortalama 45-55 yaşları arasında ,
düzensiz adet kanamaları ile başlayan ve adetin tamamen kesilmesiyle sona eren kadın hayatındaki doğal
bir dönemdir.Günümüzde gelişen tıp dünyasının insan hayatı üzerine olumlu etkileri ile kadın ömrü 80'li
yaşlara yaklaşmaktadır. Dolayısıyla artan sayıdaki kadın günümüzde, yaşamının yaklaşık üçte birini postmenopoz
(menopoz sonrası;adetsiz dönem)'da geçirmektedir.