KULAK BURUN BOĞAZ
KULAK BURUN BOĞAZ UZMANI KİMDİR?
Tüm doktor muayenelerinin %50den fazlasının Kulak Burun Boğaz problemleri için olduğunu
biliyor muydunuz?
Kulak Burun Boğaz uzmanı kimdir?
Kulak Burun boğaz uzmanı kulaklar,burun,boğaz ve baş-boyun ilgili yapıların tıbbi ve cerrahi tedavisi
konusunda eğitilmiş bir doktordur.
Kulak,burun,nazal geçiş,sinusler,gırtlak,ağız boşluğu,üst yutak ile yüz ve boyunda yer alan yapıların
(boyun kitleleri,tiroid,tükürük bezleri gibi) hastalıklarının tedavisi Kulak Burun Boğaz dünyada en eski
tıbbi uzmanlık dallarından biridir.
Kulak:
Bir Kulak Burun Boğaz uzmanının benzersiz ilgi alanı kulaklardır. Bu ise duyma bozuklukları,kulak
enfeksiyonları,denge bozuklukları,yüz siniri veya kafa siniri bozuklukları ve aynı zamanda dış kulak
ve iç kulağın doğumsal hastalıkları ve kanserlerinin tıbbi ve cerrahi tedavisini kapsar.
Burun:
Burun boşluğu ve sinüslerin bakımı;Kulak Burun Boğaz uzmanının ilk görevlerindendir.Burun boşluğu,
paranasal sinüsler,alerji,koku alma ve burun solunum bozuklukları ve burunun dış görünümü ile bozukluklar
Kulak Burun Boğaz uzmanlığının ilgi alanıdır.
Boğaz:
Kulak Burun Boğaz uzmanlığına özel olarak bu uzmanlık alanına gırtlak ve üst solunum ve sindirim yolu
veya sindirim borusu hastalıklarının tedavisi girer.Bunun içinde de ses,solunum ve yutma ile ilgili
bozukluklar vardır.
Baş ve Boyun:
Kulak Burun Boğaz uzmanları Baş ve boyun bölgesinin enfeksiyon hastalıkları,tümörleri (habis ve selim).
yüz travması ve yüz deformitelerinin tedavisi için eğitilmişlerdir.Kozmetik,plastik ve onarım cerrahisi
uygulamarını yaparlar.
Bir Kulak Burun Boğaz uzmanı diğer tıbbi ve cerrahi uzmanlıklardaki doktorlarla çalışabilir. Kafa tabanı
hastalıklarının tedavisinde beyin cerrahları,kozmetik ve travmatik deformite tedavisinde plastik cerrahlar,
göz yakınındaki yapısal anormalliklerin tedavisinde göz doktorları,çene ve diş travmalarının tedavisinde
ağız cerrahları,sinüs hastalıklarında alerji,deri kanseri tedavisinde dermatoloğlar, baş boyun kanser
tedavisinde onkologlar,çocuk ve genel toplumda genel enfeksiyöz,doğumsal,travmatik ve habis hastalıkları ve
bozuklukların tedavisinde pediatrist ve aile hekimleri ile ortak alan paylaşırlar.
Eğitim
Türkiyede bir Kulak Burun Boğaz uzmanının yetişmesinde 14 yıl ilköğretim ve lise eğitimi sonrası 6yıl
tıp eğitimi ve bunun sonrasında da 3.5-4 yıl KBB eğitimi gerekmektedir. Böylece toplam 24 yıllık bir
eğitim sonrası KBB ve baş boyun cerrahisi uzmanı yetişmektedir.
Son yıllarda yapılan girişimlerle eğitim süresi yakın bir gelecekte en az 5 yıla çıkacaktır.Alt branşlar
arasında pediatrik otolarengoloji,otoloji/nöroloji,alerji,yüz ve plastik rekonstriktif cerrahi, baş ve
boyun cerrahisi,larangoloji ve rinolojiyi sayılabilir. Bazı Kulak Burun Boğaz uzmanları bu 7 alanın
birinde çalışmalarını sürdürürler. ABDdeki çalışma sistami ve board imtihanının benzeri bir uygulama
TTO ve KBB derneklerinin ortak çalışmasıyla yakın bir zamanda ülkemizde uygulamaya geçecektir.
BADEMCİK VE GENİZ ETİ
Bademcik (Tonsil) ve geniz eti (Adenoid) olarak isimlendirilen dokular ienfoid hücrelerden oluşmuştur.
Lenfosit yapımında rolü vardır.Yeni doğanda eneden geçen immünglobulinler nedeniyle küçüktürler.4-5
yaşlarda daha sık olmak üzere enfeksiyonlara bağlı olarak büyürler.İleri yaşlarda küçülme eğilimi
gösterirler.Geniz etinin büyük olması burundan solunuma engel oluşturur.Ayrıca kulak ve sinüslerin
boşalımını bozarak değişik boyutta problemlere yol açarlar.Bu çocuklarda işitme kayıpları,horlama,ağızdan
soluma,gece öksürükleri,burun akıntıları gözlenmektedir.Kronik geniz eti iltihapları veya büyümeleri
ortadontik bozukluklar ve konuşma bozukluğuna yol açabilmektedir.
Bademcik ve geniz eti büyümeleri üst solunum yolunu daraltacak boyuta ulaştığında horlama ve apne
dediğimiz uykuda nefessiz kalma gibi ciddi sorunlar başlatır. Bu durumlarda bir KBB uzmanı ile
görüşülmesinde yarar vardır.
Romatizmal ateş olarak bilinen hastalık A grubu beta hemolitik streptokoklara karşı oluşturulan
antikorların yol açtığı bir komplikasyondur. Kalp kapakçıklarında bozukluklara yol açabilmektedir.
BADEMCİKLER VE GENİZ ETİ HANGİ DURUMLARDA ALINMALIDIR?
Bademcik ve geniz eti ameliyatların KBB kliniklerinde sık uygulanmaktadır. İlaç tedavisinden fayda
görülmediğinden cerrahi olarak bunların çıkartılmasına baş vurulmaktadır.Bu ameliyata karar vermek
için kullanılan iki kriteri vardır.
Kesin ve göreceli olarak ameliyatın gerekliliği belirlenir.
Kesin ameliyat gerektiren durumlar:
- Üst solunum yolunun bademcik ve geniz eti büyüklüğüne bağlı olarak tıkanması.
- Bademcik etrafında apse (Peritonsiller abse)
- Kötü huylu tümör şüphesi
- Çene yapısını bozan geniz eti ve bademcik büyümeleri.
Göreceli kriterleri en başından sık tekrar eden bademcik enfeksiyonları gelmektedir.Bademcik
ameliyatlarının %40ı bu nedenle yapılmaktadır.
- Son bir yılda 7 defa veya son iki yılda yıl başında 5şer defa veya son üç yılda yıl başına 3er defa yada daha sık ateşli bademcik iltihaplanması geçirilmesi
- Difteri (Kuş palazı) mikrobu taşıyıcıları
- Kalp kapak bozukluğu olan kişiler.
- Bademcik ve geniz eti iltihaplanmasına bağlı olarak sık orta kulak iltihabı geçirilir.
Bu gibi durumlarda kronik bademcik iltihaplanması olarak adlandırılır. Çözümünde cerrahi tedavisi önerilir,
planlanır.
BU AMELİYATLAR HANGİ YAŞTA YAPILIR?
Bademcik hastalıkları çocuk yaş grubu sorunu olarak bilinmekle birlikte erişkin içinde aynı kurallar
geçerlidir. Ameliyata engel oluşturacak herhangi bir ciddi sağlık problemi olmayan erişkinlerde de
bademcik ameliyat uygulanmaktadır. Alt yaş sınırı zorunlu haller dışında 4-5 yaş olarak belirlenmiştir.
Üst yaş sınırı belirlemek mümkün değildir. Genel olarak ileri yaşlarda bu hastalığın görülme oranı düşüktür
ve çoğu zaman basit çözümler tercih edilmektedir.
BADEMCİK AMELİYATI RİSKLİMİDİR?
Bademcik ameliyatları riski oldukça düşük orandadır.İstatistiklerde 14.000 ameliyattan birinde anesteziye
veya cerrahiye bağlı ciddi komplikasyon bildirilmektedir.Ameliyat sonrası ciddi kanama oranı 5/1000 gibi
orandadır.Bademcik ameliyatından sonra vücudun savunma sistemi ile ilgili bir çok bilimsel çalışma yapılmış
ancak ancak net bir sonuç elde edilmemiştir. Bademcikleri alınmış insanlarda lenfositlerin bazı tiplerinin
sayısında azalma gösterilmiştir. Ancak bunun klinik olarak sorun doğurduğuna rastlanılmamıştır. Bademcik
ameliyatından sonra daha kolay farenjit görülme oranı aynı sıklıktadır. Bademciklerin alınması farenjit
olma oranını artırmamaktadır.
BOĞAZ AĞRISI NEDENLERİ VE TEDAVİSİ
Boğaz ağrısı en sık rastlanılan tıbbi şikayetlerden biridir. Türkiyede çok fazla kişi bu şikayetle
doktora müracaat etmektedir.
Boğaz ağrısına ne sebep olur?
Boğaz ağrısı başta enfeksiyonlar olmak üzere çeşitli hastalıklarda ortaya çıkan bir şikayettir.
Enfeksiyonlar ya virüsler (soğuk algınlığı, grip gibi) yada bakteriler arasındaki en önemli fark
bakterilerin antibiyotiğe cevap vermesine rağmen virüslerin cevap vermemesidir.
Virüsler:
Virüsler en sık sebep olduğu boğaz ağrısı soğuk algınlığı sırasında görülen ve burun akıntısı,
kaşıntı, hapşırık, vücutta kırgınlık ve ağrı ile birlikte olan boğaz ağrısıdır ve bilinen yüzlerce
çeşit virüsün biri hastalığın sebebidir. Vücut virüslere karşı antikor üreterek yaklaşık bir hafta
içinde hastalığı yener. Boğaz ağrısı, kızamık, suçiçeği, boğmaca ve krup gibi başka viral hastalıklara
da eşlik edebilir. Boğazdaki aftlar ve ateş kabarcıkları da oldukça ağrılı olabilir.
Enfeksiyöz mononükleozis denilen özel bir viral enfeksiyonun iyileşmesi bir haftadan uzun sürebilir.
Virüs lenf sistemi içine yerleşerek bademciklerde, boyunda, koltuk altında ve kasıkta şişlikler oluşturur.
Bu hasalık boğazda şiddetli ağrı ile birlikte bazen solunum güçlüğü, karaciğer rahatsızlığı ve buna bağlı
sarılığa sebep olabilir. Ayrıca 6 hafta veya daha uzun sürebilen yorgunluğa sebep olur.
Bu hastalık buluğ çağı veya genç erişkin dönemindeki kişileri etkiler. Hastalık tükürük ile bulaştığı için
öpüşme hastalığı olarak da isimlendirilmiştir.
Hastalık ayrıca ağız-el, el-ağız yoluyla veya aynı havlu veya çatal kullanılması yolu ile de bulaşabilir.
Bakteriler:
Boğaz ağrısı çeşitli tip streptokoklar tarafından da oluşturulabilen bir rahatsızlıktır. Bu hastalık aynı
zamanda kalp kapakçıkları ve böbrekleri de etkileyebilir. Streptokoklar ayrıca bademcik enfeksiyonu,
zatürre, sinüzit ve kulak hastalıklarına da yol açabilir.
Tüm bu ciddi komplikasyonlar sebebi ile streptokokların yol açtığı boğaz ağrısı antibiyotik ile tedavi
edilmelidir. Bakteriyel boğaz ağrıları genellikle soğuk alınganlığından daha uzun süren hastalık yaparlar.
Streptokokların yaptığı hastalık muayene ile tanınamıyorsa boğaz kültürü yapılması gerekebilir.
Son zamanlarda kullanılmaya başlayan strep testi 24 saatlik kültürde üreme süresine kıyasla 15 dakika
içinde streptokok enfeksiyonu varlığını gösterebilir. Bu testlerin pozitifliği doktorun antibiyotik
yazmasına sebep olur. Ancak strep testi veya kültür antibiyotiği hak eden pek çok bakterilerin gözden
kaçmasına sebep olabilir.
Tonsillit boğazın her iki tarafında yer alan bademciklerin iltihabırdır. Yaşamın ilk 2-3 yılında bu
dokular enfeksiyonu yakalar ve çocuğun kendi savunma sistemini yaratmasına yardımcı olur. Sağlıklı
bademcikler enfekte kalmaz ve tonsillit sebebi ile sık sık boğaz ağrısı geçirme bademcikteki iltihabın
tam olarak tedavi edilmediğini gösterir. Son yıllarda yapılan bir çalışma sık sık tonsillit atağı
geçirmekte olan çocukların (birkaç yıl boyunca senede 3-4 tonsillit atağı) bademciklerinin cerrahi
bir operasyonla çıkartılmasından sonra daha sağlıklı olduklarını göstermiştir.
Burun veya sinüslerdeki enfeksiyonlar da boğaz ağrısına sebep olabilir çünkü içinde bakteri olan hastalıklı
akıntı boğaza doğru gittiği için hastalığı buraya taşır.
Tahriş:
Soğuk kış ayarlarında kuru ısı özellikle sabahları, tekrarlayıcı ve yanıcı şekilde bir boğaz ağrısına
sebep olur. Bu durum odanın nemlendirilmesi ve sıvı alımının artması ile düzelir. Burun tıkanıklığı olan
ve sürekli ağızdan nefes alan hastalarda da boğaz kuruluğu oluşur. Bu hastalarda burun muayenesi ve
tedavisi gerekmektedir.
Sabahları oluşan seyrek bir boğaz ağrısı sebebi de mide asit salgısının ağız ve boğaza geri gelmesi ve
buna bağlı tahriş ağrısıdır. Bunu tedavisi ise yatarken ayak hizasından biraz daha yüksek olmasına dikkat
etmektir. Ayrıca yatmadan 1-2 saat öncesinde bir şey yememeye dikkat etmek gerekir. Doktora görünmenizde
yarar vardır.
Endüstriyel kirlilik ve kimyasal maddeler boğaz ve burunu tahriş ederler ancak en sık ve rahatsız edici
hava kirliliği sebebi sigaradır. Alerjik veya içindeki maddelere duyarlı olan insanları rahatsız eder.
Sesini çok fazla zorlayan bir insan (örneğin bir spor karşılaşmasında) da boğaz ağrısından yakınır ve bu
ağrı sebebi ses tellerine kötü muameledir. İyi eğitilmiş ve deneyimli spikerler ve şarkıcılar seslerini ve
boğazlarını bu şekilde zorlamamasını öğrenirler. Yüksek sesleri boğaz kaslarını zorlamadan derin nefes alıp
karın ve göğüs kafesi kaslarını kullanarak çıkarırlar.
Boğaz, dil ve gırtlak tümörleri de genellikle uzun süre sigara ve alkol içimi ile ilgilidirler. Bazen
kulağa yayılabilen boğaz ağrısı ve yutkunma zorluğu böyle bir tümörün semptomları olabilir. Sıklıkla boğaz
ağrısı çok hafif ve kroniktir ve hasta tarafından fark edilmeyebilir. Diğer önemli semptomlar arasında ses
kısıklığı, boyun kitle, açıklanamayan kilo kaybı ve/veya tükürükle kan olması sayılabilir.
Bu hastalıkla tanı kulak, burun ve boğaz üzerinde uzmanlaşmış doktorların şüpheli bölgeleri gösteren özel
aynalar ve teleskopik aletlerle yapacağı muayene ile konabilir.
Boğaz ağrımı nasıl tedavi edebilirim?
Soğuk algınlığını sebebi ile oluşan boğaz ağrısı şu önemlerle rahatlatılabilir:
- Sıvı alımınızı arttırın
- Yatak odanızın havası nemli olsun
- Tuzlu su ile günde birkaç kez gargara yapın
- Asetaminofen gibi hafif ağrı kesiciler kullanın
Ne zaman doktora gitmeliyim?
Boğaz ağrının ciddi ise, soğuk algınlığının normalde geçeceği 5-7 günde geçmemişse, alerji
veya tahriş edici bir maddeye bağlı değilse tıbbi yardım almalısınız. Aşağıda yer alan bulgu
semptomlar varsa doktorunuzu görmeniz gerekmektedir:
- Ciddi ve uzamış boğaz ağrısı
- Soluk almadan ve yutkunmada güçlük
- Ağzı açmadan güçlük
- Kulak ağrısı, eklem ağrıları
- Döküntü, ateş
- Tükürükte kan
- Sık tekrarlayan boğaz ağrısı
- Boyunda kitle
- 2 haftadan uzun süren ses kısıklığı
TAT VE KOKU ALAMIYORUM
Koku Alma ve Tat Alma Bozuklukları ciddi sorunlar mıdır?
Koku ve tat alma sorunlarının yaşamımızda büyük etkileri olabilir. Bu duyularımız esas olarak yaşam
keyfimize, iştahımıza, sosyal yaşamımıza katkıda bulunduğu için, koku ve tat alma bozuklukları ciddi
olabilir. Bozuldukları zaman, yaşam biraz tadını kaybede, daha az yeriz, daha az sosyal oluruz ve sonuçta
kendimizi daha kötü hissederiz. Birçok yaşlı insan bu sorunla karşı karşıyadır.
Koku ve tat aynı zamanda bizlerin yangın, zehirli gazlar, bozulmuş yemekler gibi tehlikelere karşı
uyarırlar. Aşçılar ve itfaiyeciler gibi bazı meslekten olanlar için bu duyuların keskin olması çok
önemlidir. ABDde yapılan bir çalışmada 200.000den fazla kişinin her yıl koku ve tat alma bozukluklarıyla
doktora başvurduğu tahmin edilmektedir, ancak çok daha fazla vaka bildirilmeden kalmaktadır.
Koku duyusunun kaybı sinüs hastalığının, burun pasajda bir kütlenin, ya da nadir durumlarda beyin
tümörlerinin bir belirtisi olabilir.
Koku ve tat duyuları nasıl çalışır?
Koku ve tat kimyasal duyu alma sistemimize aittir. Koku ve tat almanın karmaşık süreci etrafımızdaki
maddelerden salınan moleküllerin burun, ağız ve boğazdaki özel sinirleri uyarlamasıyla başlar. Bu hücreler
mesajları özgül koku ve tatların tanımlanmış olduğu beyne iletirler.
Koku siniri hücreleri, bir gülün güzel kokusu ya da fırındaki ekmeğin kokusu gibi çevremizdeki kokularla
uyarılırlar. Bu sinir hücreleri, bulunurlar ve doğrudan beyinle bağlantılıdırlar.
Tat siniri hücreler, tükürükle karışmış yiyecek ve içecekle etkileşirler ve ağız ve boğazın tat
koncalarında kümeleşmişlerdir. Dilde görülebilen küçük yumruların çoğu tat koncaları içerir. Bu yüzey
hücreleri tat bilgisini beyine mesajları yollayan yakın sinir liflerine iletirler. Bir başka kimyasal
duyular mekanizma olan genel kimyasal duyu, koku ve tat duyumuza katılır. Bu sistemde, özellikle gözlerde,
burunda, ağızda ve boğazdaki binlerce serbest sinir ucu amonyağın iğneleyiciliğini ve biberin ateşi gibi
duyuları tanımlarlar.
Tat
Genel olarak dört temel tat duyusunu algılayabiliriz:
- Tatlı
- Ekşi
- Acı
- Tuzlu
Bu tatların bazı kombinasyonları yalnız basına dokunuş, sıcaklık, koku ve genel kimyasal duyudan gelen
duyu ile-bir tat üretirler. Bu bize fıstık mı yediğimizi gösteren tattır. Birçok tat, temel olarak koku
duyusu aracılığı ile tanınır. Örneğin çikolata yerken burnunuzu ayırabilseniz bile çikolatanın tadını
almakta zorlanacaksınız. Bunun sebebi çikolatanın tanıdık tadının büyük ölçüde kokuyla algılanmasıdır.
Kahvenin iyi bilinen tadı da böyledir. Bu, kendi yaptığı yemeği deneyen bir aşçıbaşı örneğinde olduğu gibi
lezzetli bir tadı bütünüyle almak isteyen birinin her lokmadan sonra niçin burnundan nefes dışarı verdiğini
açıklamaktadır. Tat ve koku hücreleri sinir sisteminde eskiyince yada zarar görünce yenilenen yegane
hücrelerdir. Bilim adamları bu fenomeni diğer hasarlı sinir hücrelerine yenileme yollarını ararken
incelemektedir.
Koku ve tat alma bozukluklarına sebep olan nedir?
Bilim adamları, koku duyusunun insanların 30-60 yaşları arasında en keskin olduğunu buldular. 60 yaşından
sonra azalmaya başlar ve yaşlı insanların büyük bir kısmı koku alma yeteneklerini kaybederler. Her yaşta
kadınların koku algılaması genel olarak erkelerden daha iyidir. Bazı insanlar zayıf bir koku ve tat
duyusuyla doğarlar.
Üst hava yolu enfeksiyonları (soğuk algınlıkları, viral enfeksiyonları) koku ve tat kayıpları için
suçlanmıştır.
Kafa yaralanmaları da koku yada tat problemleri yarata bilir.
Deviasyon (burun ota perde eğriliği) ve Burunda yer kaplayan kitleler. Özellikle polip ve benzeri
oluşumlarda burun tıkanıklığından dolayı koku partikülleri algılandıkları bölgelere ulaşamazlar.
Kimyasal maddeler: Böcek ilaçları gibi bazı kimyasallar veya ilaçlar
Tütün: insanların çoğunun en sık maruz kalacağı kirlilik biçiminden en yoğun olanı, tütün içiciliğidir.
Kokuları tanıma yeteneğini bozar ve tat duygusunu azaltır. Sigarayı bırakmak koku işlevini artırır.
Işın tedavisi: Baş ve boyun kanserli radyoterapi almış kişiler daha sonra koku ve tat alma kaybından
şikayet ederler. Bu duyular bazı sinir sistemi hastalıkları sırasında da kaybolabilir.
Larenjektomi: Gırtlaklarını kanser sebebiyle cerrahi sonucu kaybeden insanlar genellikle koku ve tat
almada güçlükten yakınırlar. Larenjektomi hastaların yeniden burundan nefes alabilmek için özel bir
bypass tüpü artması koku ve tat duyularının yeniden kazanılmasına yardım eder.
Koku ve tat alma bozukluklarına nasıl tanı koyulur?
Koku ve tat alma kaybının boyutları bir kişinin algılayıp tanıyabileceği bir kimyasal maddenin en düşük
konsantrasyonu kullanılarak test edilebilir. Bir hastadan çeşitli kimyasal maddelerin kokularını ve
tatlarını karşılaştırması istenebilir, hastaya çeşitli kimyasal maddelerin kokularının yoğunluğu ya da
tadı, ya da bir kimyasal maddenin yoğunluğu arttığında kokuların ve tatların yoğunluğunun nasıl arttığı
sorulabilir.
Koku ve tat alma bozuklukları tedavi edilebilir mi?
Bazen bir ilaç koku ve tat alma bozukluğu sebebi olabilir ve bu ilaç kesilirse ya da değiştirilirse durum
iyiye gidebilir. Çoğu vakada, polip gibi burun tıkanıklığı sebepleri ortadan kaldırılabilir ve
reseptörlerin bulunduğu bölgeye hava akımının sağlanması koku ve tat kaybını düzeltebilir. Bazen,
kimyasal duyular kendiliğinden olarak kayboldukları gibi geri dönebilirler.
BURUN TIKANIKLIĞI
Burun tıkanıklığı, nefes alma zorluk çekme insanlığın en eski şikayetlerinden biridir. Bazıları için bu
çok önemli olmasa bile kimileri bu şikayetlerden dolayı çok zorluk çeker. Doktorlar burun tıkanıklıklarının
nedenlerini dört bölümde inceler ve bunlar arasında bazen benzer noktalarda olabilmektedir. Özelikle
şikayetlerine birden fazla şeyin neden olduğu hastalarda bu ortak noktalar artmaktadır
YAPISAL NEDENLER
Burada ince bir kıkırdaktan oluşan ve burnu iki ayrı bölüme ayıran burun septumunun bozuklukları incelenir.
Bu bozukluklar genellikle insanın hayatında geçirdiği herhangi bir kaza sonucunda oluşmaktadır. Kaza
çocukluk çağında olmuş olabileceği gibi unutulmuş bile olabilir. Yeni doğan bebeklerin yüzde yedisinde
doğum sırasında burun zedelenmesi olabilmektedir. Burun deformiteleri ve septum deviasyonları çok sık
görülür. Eğer bunlar soluk almayı güçlendirirse cerrahi olarak düzeltilebilir.
Çocuklarda en sık rastlanan burun tıkanıklığı nedeni geniz etinin büyümesidir. Bu bademciğe benzeyen ve
damağın gerisinde burnun arkasında yer alan bir dokudur. Bu problemi olan çocuklar geceleri sesli nefes
alırlar, hatta horlarlar.
Bunun yanı sıra bu çocuklar sürekli olarak ağızlarından nefes alırlar, yüzlerinde bir mutsuzluk ifadesi
vardır. Hatta dişlerinde de bozukluklar söz konusu olabilir. Geniz etini almaya yönelik cerrahi girişimler
önerilebilir.
Bu kategori içinde yer alan başka nedenler arasında burun tümörleri ve yabancı cisimler de vardır. Çocuk
küçük parçacıkları burnuna sokma eğilimindedir. Bunlar düğme, çengelli iğne, oyuncak parçaları, bezelye ve
nohut olabilir. Tek taraflı kötü kokulu akıntı hissettiğinizde dikkatli olun. Çünkü bu yabancı cisim
tarafından tıkalı bir burnun uyarısı olabilir. Bu durumda muhakkak bir doktora başvurulmalıdır.
ENFEKSİYON
Normal bir insan yılda ortalama bir iki kez soğuk algınlığı geçirebilir. Bu gençlerde daha fazla bağışıklık
sistemi gelişmiş yaşlı kişilerde ise daha azdır. Soğuk algınlığı virüsler tarafından oluşturulan bir
hastalıktır. Bazı virüsler hava yoluyla geçerken çoğunlukla el burun yoluyla bulaşır. Virüs bir kere buruna
yerleşince vücutta bulunan histamin adında bir kimyasal maddenin salgılanmasına neden olur. Bu madde
sonucunda buruna giden kan miktarında belirgin bir artış gösterir. Sonuç olarak burun zarları şişer. Diğer
taraftan burun zarlarından sıvı salgılanması da artar. Soğuk alınganlığı zaman içinde kendi kendine geçer.
Virüs enfeksiyonları sırasında burnun ve sinüslerin bakteri enfeksiyonlarına olan direnci azalır. Bu da
soğuk algınlığı sırasında neden sıklıkla burun ve sinüs enfeksiyonu görüldüğünü açıklar. Burun akıntısı
berrak görünümünden sar ve yeşile dönerse bu bakteriyel enfeksiyonu gösteriri ve muhakkak doktora
başvurulmalıdır. Akut sinüs enfeksiyonlarında burunda tıkanıklık, koyu bir akıntı, hangi sinüsün
etkilendiğine bağlı olarak yanaklarda ve üst dişlerde, gözler arasında ve gerisinde veya üzerinde ağrı ve
hassasiyet bulunur. Kronik sinüs enfeksiyonları ağır yapabilirde yapmayabilir de. Fakat burun tıkanıklığı
ve burun akıntısı sürekli vardır. Bazı hastalarda sinüslerden polip denilen yapılar gelişir. Hastalık
aşağı hava yollarına da yayılarak kronik öksürük, bronşit ve astıma neden olabilir. Akut sinüzit
genellikle antibiyotik tedavisine cevap verir, kronik sinüzit için ise genellikle cerrahi tedavi önerilir.
ALLERJİ
Saman nezlesi alerjik rinite ( burun iltihabı) verilen isimdir. Alerji; yabancı bir cisim,polen , ve tozu
akarı, hayvan atıkları veya ev tozundaki bazı parçacıklara karşı oluşan aşırı enflamasyon yanıtıdır. Bazen
besinler de rol oynamaktadır. Polenler ilkbaharda veya sonbahar da sorun yaratırlar. Bunun yanında ev tozu
bütün bir yıl boyunca rahatsız edebilir. Bunun ideal tedavisi şikayetlere neden olan şeylerden uzak
durmaktır. Ancak çoğu zaman bu pratik değildir. Alerjik hastalarda, soğuk algınlığında olduğu gibi, vücutta
histamin salgılanmasına nende olan parçacıklar sonucunda burun tıkanıklığı ve akıntısı oluşur. Antihistaminik
ilaçlar histaminin etkisini önleyerek şikayetleri ortadan kaldırılabilir. Dekonjestanlar genişlemiş kan damarlarını
büzerek burnun açılmasını sağlarlar. Antihistaminiklerin büyük çoğunluğu uykuya meyli arttırırken dekonjestanlar
tam bunun aksi olarak uyarıcı etki gösterir. Bu nedenle bu ilaçları bir arada kullanmak en doğru seçim olacaktır.
UYARI
Antihistaminnik kullanırken uykuya meyilli olanların otomobil kullanmaları veya tehlikeli işlerde
çalışmaları çok sakıncalıdır.
Dekonjestanlar (pseudoefedrin) kalp hızını ve kan basıncını artırdıkları için yüksek tansiyonu, kalbin
ritim bozukluğu, glokomu ve idrara çıkmada zorluğu olan hastalarda kullanılmamalıdır. Hamileler alacakları
herhangi bir ilaç için mutlaka doktorlarına başvurmalıdır.
Kortikosteroidler (kortizon) birçok alerjik hastada belirgin bir şekilde etkindir ancak bilinen yan
etkilerinden dolayı muhakkak doktor kontrolunda kullanılmalıdır. Bunun yanında bu ilaçlar burun spreyi
olarak kullanıldıklarında da etkilidirler ve bu kullanım şekli daha güvenlidir.
Alerjik aşıları en spesifik tedavi yöntemidir. Hangi maddelere karlı alerji olduğunu anlamak için kan ve
deri testleri yapılır. Doktor tedavinin başlangıç şemasını belirleyecektir. Bunlar genelde enjeksiyonlar
şeklinde olacaktır.
VAZOMOTOR RİNİT
Vazomotor kan damarları ile ilgili demektir. Burun zarları çok miktarda genişleme ve daralma yeteneğine
sahip atar damar, toplar damar ve kılcal damarlara sahiptir. Adrenalin damarların büzülmesine neden olur.
Bunun sonucunda zarlar büzülür, hava yolu açılır ve kişi daha rahat nefes alır. Bunun tam tersi enerjik
atakta veya kişi soğuğa maruz kalınca gelişir. Kan damarları genişler ve burun tıkanır. Alerji ve
enfeksiyonlara ek olarak bazı başka nedenler de burun damarlarının genişlemesine sebep olarak vazomotor
rinite yol açar. Bunlar arasında stres, tiroid foksiyonlarında yetersizlik, hamilelik, bazı tansiyon
ilaçları, doğum kontrol hapları ve burun açıcı damlaların aşırı veya uzun kullanılması sayıla bilir.
BURUN GERİSİNE AKINTI
Burun gerisine akıntı boğazda akıntı toplandığını hissetmek veya burnun gerisinden akıntının aktığının
farkına varmaktır. Egzersizi kalın salgı veya boğaz kasları ve yutma ile ilgili sorunlardan ötürü de ortaya
çıkabilir.
Normal olarak, burnu ve sinüsleri içini kaplayan salgı bezleri günde 250-500 ml. Salgı üretmektedir. Bu
mukozanın yüzeyinde ancak mikroskopla görülebilen hareketli küçük kıllar vardır. Bunlar salgının geriye
doğru hareket etmesini sağlar. Daha sonra bu bilinçsiz olarak farkına varmadan yutulur. Bu salgı zarları
ıslatır ve temizler, enfeksiyonlara karşı savaşır. Bu salgının üretilmesi ve temizlenmesi sinirler, kan
damarları, salgı bezleri, hormonlar, ve küçük kılcıklar arasında ki ilişkiye bağlıdır.
NORMAL OLMAYAN SALGILAR
Artmış ince ve temiz salgı soğuk algınlığı, grip (üst solunum yolu viral enfeksiypnu), alerjik, soğuk hava,
parlak ışık, bazı besinler ve baharatlar, gebelik ve hormonal değişiklikler, doğum kontrol hapları ve bazı
tansiyon ilaçlarının da içinde olduğu ilaçlar ve burun içi kemik eğriliği gibi durumlarda görülür.
Vazamotor rinit alerjik olmayan aşırı algılı ve tıkalı burun şikayeti yapan bir hastalıktır. Artmış kalın
salgı sıklıkla kış aylarında nemlendirme yapılmadan ısıtılan, nemin düştüğü ev ve binalarda görülür. Bunun
yanında sinüs ve burun enfeksiyonlarında ve kümes hayvanlarının ürünlerine karşı oluşan alerjilerde de
görülmektedir. Eğer soğuk algınlığında ki salgı zaman içinde kalınlaşıp sarı, yeşil renk almaya başlıyorsa
muhtemelen bakterilerin yol açtığı bir cismin belirtisi aşağıda ki nedenlerden birinden dolayı olabilir:
- Uzun süre çevreye ait tahriş edici maddelere maruz kalmak burnu kurutup zarların zarar görmesine neden
olabilir (sigara dumanı, endüstriyel dumanlar, araba dumanları). Salgı azaldığında normalden daha kalındır
ve yanlış olarak artmış hissi verir.
- Yapısal bozukluklar (burun septumu düzensizlikleri) hava akımını değiştirerek burun zarlarının kurumasına
neden olur. (yapısal bozukluğa bağlı olarak salgıyı arttırır veya azaltır.)
- Yaşın ilerlemesiyle mukus zarlar büzüşür ve kurur. Bu normalden daha az ve kalın salgın yapılmasına ve
kişinin BGA hissine kapılmasına yol açar.
- Diğer az rastlanan nendeler de zarlarda değişiklik yaparak bu hisse nende olurlar.
TEDAVİ
Tedaviye başlamadan önce mutlaka teşhis konulmalıdır. Bu detaylı bir Kulak Burun Boğaz muayenesi ve
muhtemel bazı laboratuar, endoskopi ve röntgen çalışmalarını içermektedir.
Bakteriyel enfeksiyonlar antibiyotikler ile tedavi edilir ancak bunlar geçici bir iyileşme sağlar.
Kronik sinüzite kapalı sinüzite kapalı sinüslerin ağzını açmak için yapılacak cerrahi bir müdahaleye
ihtiyaç vardır.
Alerji; sebebini ortadan kaldırmakla kontrol edilebilir. Antihistaminikler ve dekonjestanlar, kromolin ve
steroid burun spreyleri, diğer şekillerdeki steroid burun spreyleri, diğer şekillerdeki steroidler ve
hiposensitizasyon (aşı tedavisi) tedavi için kullanılabilir. Ancak bazı antihistaminikler kurumaya neden
olup salgıyı daha da kalınlaştırırlar. Dekonjestanlar kan basıncının artmasına, kalp ve tiroid
rahatsızlıklarının şiddetlenmesine nende olurlar. Steroid spreyler tibbi kontrol altında genellikle
yıllarca güvenle kullanılabilir. Ancak kısa dönemde yan etkisi olmayan ağızdan alınan ve enjeksiyonla
verilen steroidlerin uzun dönem kullanımlarında muhakkak sıkı bir kontrol ve gözlem yapılmalıdır.
Yapısal bozukluklar cerrahi uygulama gerektirir. Septum deviasyonu sinüslerin normal olarak boşalmasını
engeller ve kronik sinüzite neden olur. Septumdaki bir çıkıntı tahrişe ve anormal salgıya sebeb olacaktır.
Septumdaki bir delik kabuk bağlamaya neden olur. Genişlemiş veya şekli bozulmuş konkalar ( burnun yan
duvarlarında çıkan ve hava akımının ayarlıyan, nemlendiren yapılar) veya polipler (enfeksiyon, alerji veya
tahriş sonucunda oluşan selim büyümeler) de aynı şikayetlere yol açabilir. Her zaman bir neden bulmak mümkün
olmayabilir. Tıbbi tedavi cevap vermezse hasta cerrahi tedaviye karar vermelidir.
Bazı durumlarda özel bir neden bulunamaz. Düzeltilebilecek bir hastalık yoksa tedavi daha kolay akabilmesi
için salgının inceltilmesi yönünde olur. Bu daha ziyade sıvı alımı yetersiz olan yaşlı kişiler için
geçerlidir. Bu hastalar günde en az sekiz bardak su içmeliler, kafeini bırakmalılar ve eğer uygunsa idrar
söktürücü kullanmamalıdırlar. Salgıyı inceltecek guaifenesin veya organik iyot kullanıldığında tükrük
bezlerinde şişme veya vücutta döküntü gelişirse ilaç kesilmelidir.
Burunun su ile yıkanması kalın ve azalmış salgının düzeltilmesine yardımcı olur. Bu burun için yapılmış
özel cihazlarla günde iki ila altı defa uygulanabilir. Sıcak suyun içine yapılabilir. Son olarak da reçete
gerektirmeyen basit tuz çözeltiler burnu nemlendirmek için kullanılır.
KRONİK BOĞAZ KIZARIKLIĞI (FARENJİT)
Burun gerisine askıntı sıklıkla tahriş sonucu kızaran bir boğaza nende olur. Boğaz kültürlerinden
genellikle bir sonuç alınmaz ama bademcikler ve diğer dokular şişerek rahatsızlığa nende olurlar.
Akıntı tedavi edildiğinde bu olayda ortadan kalkacaktır.
BURUN KANAMASINA DİKKAT!
Burun kanamaları çoğunlukla can sıkıcıdır. Ancak bazen korkucu ve yaşamı tehdit edici boyuttadır.
Uzmanlar burun kanamalarını iki guruba ayırmaktadırlar.
1. Ön burun kanamaları burun ön kısmından gelen kanamalardır. Ayakta duran yada oturan kişide burun
deliğinden akan kanama şeklinde kendini gösteriri.
2. Arka kanama: Burun arkasından olan kanamadır. Kanama genize doğrudur. Otururken veya ayakta dururken
bile kanama boğaza doğru olur. Hasta sırt üstü yattığında ön kanama bile olsa her iki yönde kanama
olabilecektir.
Arka burun kanamalarının tanınması oldukça önemlidir. Bu kanama tipi bir uzmanın takibini gerektirmektedir.
Arka kanamalar çoğunlukla yaşlı kişilerde görülür. Bu hasta grubu genellikle yüksek kan basıncı (tansiyon)
olan kişiler yada travma geçirmiş kişilerdir. Burun kanamaları çocuk yaş grubunda genellikle ön kanama
tipinde olmaktadır. Kuru hava veya kış aylarında görülen kabuklanmalar kanamaya nende olmaktadır. Bundan
korunmak için nemlendirici bir kremi burun orta bölgesine parmak ucu ile sürmek faydalı olacaktır.
Bu amaçla vaselin gibi kremler kullanılabilir. Günde üç defa kullanılması önerilir. Ancak gece yatmadan
önce sürülmesi yeterlidir.
Burun kanaması sık tekrarlıyorsa doktorunuza görünmenin faydası vardır.
ÖN KANAMALARIN DURDURULMASI
Siz yada çocuğunuzda ön burun kanaması varsa şunları uygulayınız.
Burunun ucundaki yumuşak kısmı başparmağınız arasına alınız.
- Burunu parmakla sıkıştırılmış olarak yüzünüze doğru bastırın.
- Beş dakika böyle bekleyiniz. ( saat tutunuz.)
- Başınızı kalbinden daha yüksek tutmaya dikkat ediniz. Bu nedenle oturmanız yada başınız daha yukarıda
uzanmanınız önerilir.
- Burun ve yanağınıza buz tatbik ediniz. ( Bir plastik torba içine buz doldurarak.)
KANAMA DURDUKTAN SONRA YENİDEN KANAMAYI ÖNLEMEK
- Sümkürmemeye dikkat ediniz.
- Yerden ağır bir şey kaldırmak yada buna benzer zorlayıcı hareketler yapmayınız.
- Başınızı mutlaka göğsünüzden daha yukarıda tutmaya çalışınız.
TEKRAR KANAMA OLURSA
- Burun içindeki tüm pıhtıları sümkürerek temizleyiniz.
- 3,4 defa her iki burun deliğine dekonjestan burun spreyi sıkınız.
- Tekrar en baştaki 1. ve 3. basamaktaki gibi buruna baskı yaparak sıkınız.
- Doktorunuzu arayınız.
NE ZAMAN DOKTORU ARIYALIM YADA ACİL SERVİSE BAŞVURALIM?
Eğer kanama durmuyorsa veya yeniden kanamaya eğilim gösteriyorsa;
Eğer kanama nedeniyle yorgunluk ve halsizlik hissediliyorsa.
Eğer kanamanız burun önüne kanamadan çok boğaz arkasına doğru oluyorsa.
SİNUZİT
Bu sinuzit beni çok etkiliyor sorusuna cevabınız hayır ise siz çok şanslısınız demektir. Çünkü her yıl
milyonlarca insan burunda dolgunluk, baş ağrısı ve burun akıntısı gibi şikayetlerle sinüs sorunu
yaşamaktadır.
SİNÜS NEDİR?
Evet, yeni doğmuş bir bebeğin bile çok küçük olsa dahi sinüsleri vardır. Başlangıçta bezelye büyüklüğünde
olan bu boşluklar burnun içinden yüz ve kafatası kemiklerinin içine doğru genişleyen boşluklardır.
Çocukluk ve genç erişkinlik çağında büyümeye ve genişlemeye devam eder. Hava cepleridirler. Burnun iç
yüzünü kaplayan zarın aynısı tarafından kaplanmaktadırlar ve bir kurşun kalem başı büyüklüğünde açıklarla
burun boşluğuna bağlanırlar.
Sinüsler normal salgı (mukus) oluşturan burun, sisteminin bir parçasıdır. Normal olarak burun ve sinüsler
günde yaklaşık olarak yarım litre mukus salgılar. Üretilen mukus burun örtüsü (mukoza) üzerinde hareket
ederek toz parçacıklarını, bakterileri ve diğer havayla taşınan partikülleri süpürür ve yıkarlar. Daha
sonra bu mukus geriye boğaza süzülür ve yutulur. İçindeki parçacıklar ve bakteriler mide asidi tarafından
parçalanır. Birçok insan bunun farkında değildir çünkü normal bir vücut fonksiyonudur.
BURUN GERİSİNE AKINTl NE DEMEKTİR?
Burun içi; hava kirliliği tarafından, allerjiye neden olan maddeler tarafından, dumanla veya virüsler
tarafından rahatsız edildiğinde normalden çok fazla mukus üretir. Bu burun zarlarındaki allerjik maddeyi
yıkayıp uzaklaştırmak amacıyla bol miktarda üretilmiş, berrak su gibi bir salgıdır. Burun arkasına doğru
su gibi bir salgı oluşur. Arkaya akıntının en önemli nedeni bu olaydır. Bir başka tipte ise mukus yapışkan
ve kıvamlıdır. Bu, hava yollarının çok kuru olduğu ve zarların yeterince sıvı salgılıyamadığı durumlarda
görülür. Bakteriler tarafından oluşturulan enfeksiyonlarda da yapışkan ve kıvamlı mukus gözlenir aynı
zamanda cerahatten dolayı mukusun rengi sarı veya yeşil olabilir.
SİNÜSİT NEDİR?
"-it" eki tıpta enfeksiyon veya enflamasyonu ifade eder. Bu nedenle sinüzit, sinüslerin enfeksiyonu veya
enflamasyonudur. Tipik bir akut sinüzit vakası soğuk algınlığı veya allerjik bir atak sonucunda fazla
miktarda mukus salgılanması ile ortaya çıkar. Zarlar o kadar çok şişebilir ki sinüslerin küçük açıklıkları
kapanır. Hava ve mukus burun ile sinüsler arasında rahat hareket edemezse mukus sinüsler içinde birikir ve
basıncın artmasına neden olur. Hangi sinüsün etkilendiğine bağlı olarak yüzde veya alında üzerine basmakla
oluşan, gözler arasında veya gerisinde, yanaklarda ve üst dişlerde ağrıya meydana gelir. Çıkışı kapalı ve
mukus dolu bir sinüs bakterilerin üremesi için çok uygun bir ortamdır. Soğuk algınlığı normalden fazla
sürerse ve sümüğün rengi yeşil-sarıya dönerse veya garip bir tat oluşursa muhtemel bakteriyel enfeksiyon
gelişmiştir. Akut sinüzit olgularında yüzdeki ve alındaki ağrı çok kötü olabilir. Sinüs çıkışının uzun süre
kapandığı durumlarda kronik sinüzit gelişir. Baş ağrısı az görülür ancak akıntı ve kötü koku devam eder.
Enflamasyonun çok aşırı olması sonucunda polip adı verilen oluşumlar gelişir. Bazı sinüzit olguları üst
dişteki enfeksiyonun sinüse geçmesi sonucunda oluşur.
Sinüzit olgularının büyük çoğunluğu tıbbi tedaviye cevap verir ve tehlikeli değildir. Bununla birlikte
sinüs içindeki bir enfeksiyon hem göze hem de beyne çok yakındır. Enfeksiyonun göze veya beyine yayılması
çok nadirdir. Enfeksiyonlu sinüslerden akan mukus akciğerler için sağlıklı değildir. Böylece sinüzit;
bronşit, kronik öksürük veya astımı ya azdırır yada bunların ortaya çıkmasına neden olur.
SİNÜZİT BAŞ AĞRISI NEDİR?
Soğuk algınlığı sırasında veya burun örtüsü şiştiği ve burnun aktığı zamanda veya burun sümükle dolu
olduğunda yüzde, yanaklarda, alında veya göz çevresinde ortaya çıkan baş ağrısı muhtemelen sinüzit
ağrısıdır. Sinüs enfeksiyonu buna neden olur. Bir başka tür sinüs baş ağrısı ise uçak inmek üzere
alçaldığı zaman ortaya çıkar. Bu özellikle soğuk algınlığınız veya aktif allerjiniz varsa belirgin olur
(buna "Vakum Baş Ağrısı" denilir). Maalesef sinüs baş ağrısıyla karıştırılabilecek birçok başka neden
vardır. Örnek olarak migren ve diğer damar kaynaklı baş ağrıları veya gerginlik baş ağrısı hem alın ve
göz çevresinde ağrı oluşturması hem de burun akıntısına da neden olabilmelerinden dolayı sinüzit ile
karıştırabilirler. Ancak bu tip baş ağrıları doktor müdahalesi olmadan kısa sürede gelip geçerler.
Doktor müdahalesi olmadan uzun süren ve ancak antibiyotik tedavisiyle düzeltilebilen sinüzitten
farklıdırlar. Bununla birlikte arada sırada gelen, bulantı ve kusmaya neden olan baş ağrısı daha
ziyade migren baş ağrısıdır. Şiddetli, sık ve uzun süren baş ağrılarının tanısı için mutlaka doktora
baş vurulmalıdır.
KİMLER SİNÜS PROBLEMİYLE KARŞILAŞIRLAR?
Gerçekte herkes sinüs enfeksiyonu geçirebilir ancak bazı gruplar daha hassastırlar.
- Allerjisi olanlar : Bir allerji atağı soğuk algınlığı gibi mukozanın şişmesine, sinüs kanallarının kapanmasına, mukus akımının engellenmesine ve bakteri enfeksiyonuna neden olur.
- İyi nefes almayı ve mukus akışını engelleyecek yapısal burun bozuklukları olanlar : Örnek olarak kırık bir burun veya septum deviasyonu (septum burun delikleri arasında burnu sağ ve sol olmak üzere ikiye bölen kıkırdak bir yapıdır. Bunun bir tarafa doğru eğilmesine deviasyon denir.)
- Sık sık enfeksiyona maruz kalanlar: Okul öğretmenleri ve sağlık personeli hassastır.
- Sigara içenler: Tütün dumanı, nikotin doğal direnç mekanizmasını bozarlar.
TEDAVİ
Doktorunuz size soluk alıp vermeniz, burun akıntınızın rengi ve kokusu ve hangi olayların
(günün hangi saatinde veya hangi mevsiminde ) bu bulgulara neden olduğu ile ilgili sorular soracaktır.
Baş ağrınızı tarif etmeye hazır olun; Ne zaman ve hangi sıklıkta olduğu, ne kadar sürdüğü, bulantı, kusma,
görme bozukluğu, veya burun tıkanıklığı ile ilişkili olup olmadığı. Kulak Burun Boğaz uzmanı özellikle
mukozanın görünüşüne ve salgının niteliğine dikkat ederek kulağınızı, burnunuzu, ağzınızı, dişlerinizi,
ve boğazınızı muayene edecektir. Burnunuzdaki hassasiyeti inceleyecektir. Bazı durumlarda sinüslerinizin
röntgen fılmi gerekli olabilir. Tedavi doktorunuzun koyduğu teşhis ile bağlantılı olacaktır. Enfeksiyonlar
için antibiyotik tedavisi veya cerrahi müdahale bazen de her ikisi birden gerekebilir. Akut sinüzit
çoğunlukla antibiyotik tedavisine yanıt verirken kronik için genellikle cerrahi müdahale gerekmektedir.
Son yıllarda uygulanan Fonksiyonel Endoskopik Sinüs Cerrahisi (FESS) bu hastalıkların çözümünde uygulanan
basit bir tekniktir. Sonuçlar oldukça başarılıdır. Eğer bulgular allerji, migren veya sinüzite benzeyen
bir başka nedenden dolayı ise doktorunuz alternatif bir tedavi planı uygulayacaktır.
ALERJİK BURUN HASTALIĞI
SAMAN NEZLESİ NEDİR?
Saman nezlesi tanımı yanlış isimlendirilmektedir. Çünkü saman bu olaya neden olmaz. Hastalık; akan,
kaşınan burun ve göz, hapşırma, boğaz kaşıntısından oluşmaktadır. Havaya solunan parçacıklara karşı
gelişen alerji buna neden olmaktadır. Yaz gribi ise bilinen virüs enfeksiyonlarından farklıdır, gribin
aksine saman nezlesi gibi havadaki parçacıklara karşı gelişen bir alerjidir. Saman nezlesi ve yaz gribi
tıp dilinde alerjik rinit olarak bilinen durum için kullanılan yaygın isimlerdir. ( Rinit, burun
iltihabıdır.) Bazı insanlar çok hafif atlatırken bazıları için çok ağır geçmekte, işlerini engellemekte
ve yaşam kalitesini bozmaktadır.
ALLERJİNİN NEDENİ NEDİR?
Bir bitki veya hayvana ait bir parçacık vücuda girerse bu istilayı önlemek amacıyla bağışıklık sistemine
ait bir yanıt gelişir. Normal şartlar altında bu yararlı, doğal bir korunmadır. Bununla birlikte bazı
kişiler bir takım maddelere karşı aşırı reaksiyon göstermektedir. Bu olay ailevi olarak görülme eğilimi
göstermektedir.
Alerjiler vücudu antikor yapmak üzere uyarırlar. Bunlar daha sonra alerjenlerle birleşerek, vücud da bu
şekilde istenmeyen etkilere yol açan bazı kimyasal maddelerin salgılanmasına neden olurlar.
Histamin bunlar içinde en iyi bilinen kimyasal maddedir. Bu madde burun zarlarının şişmesine, kaşıntıya,
tahrişe ve aşırı miktarda akıntı oluşmasına neden olur.
HANGİ ALLERJENLER RİNİT YAPAR?
Havada Taşınabilecek kadar küçük ve hafif olan hayvan ve bitki proteinleri gözümüz burnumuz ve
boğazımızdaki zarlar üzerinde birikirler. Polenler, mantar sporları, hayvan tüyleri ve ev tozu bu
parçacıkların en sık rastlananlarındandır. İlkbaharın erken dönemlerinde polenler yada çevrede sıklıkla
rastlanan ağaçlar neden olmaktadır. İlkbaharın geç dönemlerinde ise polenler çayırlardan kaynaklanmaktadır.
Renkli süs bitkileri nadir olarak alerjiye neden olmaktadır. Çünkü onların polenleri havayla taşınamayacak
kadar ağırdır. Bu bitkilerin polenleri bir yerden bir yere böcekler tarafından taşınmaktadır. Bazı bitkiler
ise ağustosun sonunda polen vermeye başlarlar. Bu eylül ayı boyunca devam eder. Kimi zaman ekim ayına kadar
veya ilk soğuklara kadar polen verdiği olur.
Mantarlar ekmeği küflendiren, meyvelerin bozulmasına neden olan küflerdir. Aynı zamanda kuru yapraklarda,
çayırlarda, samanda, tohumlarda diğer bitki ve toprakta da bulurnurlar. Soğuğa dirençli oldukları için
alerji sorunu uzundur ve karın toprağı kapattığı dönemler dışında tüm bir yıl sporları havada bulunur.
Ev içimde mantarlar ev bitkilerinde ve onların saksı toprağında yaşar. Bodrum katları ve çamaşır odaları
gibi nemli yerlerin yanı sıra peynirde ve mayalanmış içkilerde de bulunurlar.
YIL BOYUNCA SAMAN NEZLESİ NASIL DEĞİŞİR?
Alerjenler hayvan artıkları, kozmetik malzemeler, mantarlar, yiyecekler ve ev tozlarında dahil olmak üzere
bütün yıl boyunca bulunurlar. Ev tozu, mobilyalardan dökülen selülozdan, mantardan, ev hayvanlarında
dökülen artıklardan ve böcek parçalarından oluşan karmaşık bir yapıdır. Alerji kışın sıcak hava
sistemlerinin açılmasıyla ev tozunun etkisi altında artmaktadır.
ALLERJİ ZARLARI OLABİLİRMİ?
İdeal olarak alerjinizi oluştuğu yerden uzakta yaşamayı seçebilirsiniz. Ne yazık ki bu ideal uygulamayı
seçebilirsiniz. Ne yazık ki bu ideal uygulama nadiren yapılabilir. Ancak aşağıda sıralanan kendi kendinize
yardım önerileri denemeye değerdir.
- Çimleri keserken veya ev temizliği yaparken polen maskesi takın.
- Isıtma ve havalandırma sistemlerindeki filtreleri aylık olarak değiştirin yada bir hava
temizleme aygıtı kullanmaya başlayın.
- Polenlerin çok yoğun olduğu dönemlerde kapıları ve pencereleri kapalı tutun.
- Evde bitki ve hayvan bulundurmayın.
- Kuş tüyü yastıkları, yün battaniye ve yün örtüleri pamuk veya sentetik maddeden yapılmış
olanlarla değiştirin.
- Gerekli olduğunda yeterince antihistaminik ve dekonjestan kullanın.
- Yatağınızın baş tarafı yukarı kaydırılmış bir şekilde uyuyun.
- Genel sağlık kurallarına uyun.
- Her gün egzersiz yapın.
- Sigarayı bırakın ve diğer hava kirliliğine neden olan şeylerden uzak durun.
- Dengeli beslenin karbonhitratları aza indirin.
- Dietinizi vitaminleri ekleyin (C vitamini)
- Doktorunuzun tavsiyelerine uyun.
Kış aylarında iyi bir nemlendirici kullanın. Çünkü kuru ev içi havası birçok alerjik kişinin kötüleşmesine
neden olmaktadır. Ancak nemlendiricide mantar üreme şansına da dikkat edin.
DOKTORUNUZ SİZİN İÇİN NE YAPABİLİR?
Kulak burun boğaz uzmanınız tam bir kulak, burun, boğaz, baş ve boyun muayenesi yapacaktır. Dikkatli bir
değerlendirme sonucunda doktorunuz şikayetlerinize herhangi bir enfeksiyonun yada yapısal bir bozukluğun
yol açıp açmadığına ve bunlara yönelik uygun tedaviye karar verecektir. Alerji tedavisinde bir çok ilaç
vardır ve doktorunuz bunlar arasından size en uygun olanı seçecektir. Bunlar arasında antihistaminikler,
dekojestanlar, kromolin ve kortizonlu ilaçlar, aşılar vardır. Şüphelenilen bir alerjinin medikal tedavisi
aynı zamanda çevre kontrolü danışmalığını da kapsamaktadır. Sonuç olarak detaylı bir hikaye ve iyi bir
muayeneden sonra doktorunuz tespit etmek için testler önerebilir.
Alerji araştırmaları ya kan tahlili yada deri testi şeklindedir. Modern testler sadece hangi maddeye karşı
alerjiniz olduğu değil bu alerjinin düzeyi de ortaya çıkmaktadır.
BURUN ESTETİĞİ (RİNOPLASTİ)
Rinoplasti olarak isimlendirilen bu cerrahi işleminde amaç burun şekil bozukluğunu düzeltmektir.
Burun içinde nefes almaya engel oluşturan kemik eğrilikleri (deviasyon) ameliyat ile birlikte yapılması
mümkündür. Çoğunlukla burun küçültmek olarak bilinen rinoplasti de bazen burunu büyültmekte amaçlıdır.
AMELİYATIMI KİME YAPTIRMALIYIM?
Bu ameliyatı kulak burun, boğaz uzmanı mı yoksa plastik cerrah mı yapmalı? Burun estetik ameliyatı yüz
estetiği ( Fasial Plastik) branşının bir ameliyatıdır. Amerikan Yüz Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi
Cemiyeti üyelerinin (American Academy of Facial Plastic and Reconstructive Surgery) %60 ını kulak burun
boğaz uzmanları oluşturmaktadır. Kulak burun boğaz uzmanı bir baş boyun cerrahıdır. Temel eğitiminde
burun cerrahisi olan tek branş KBB uzmanlığıdır. Fasial plastik cerrahi KBB uzmanlığının bir yan dalı
olarak bütün dünyada hızla yaygınlaşmaktadır. Fasial plastil cerrahi ile ilgilenen bir KBB uzmanı bu
sorunuzu en ideal biçimde çözümleyecektir. Ancak hekiminizi seçme konusunda en doğru kararı yine siz
vereceksiniz.
AMELİYET ÖNCESİ GÖRÜŞME
Doktorunuzla görüşmeden önce burnunuzla ilgili tüm problemlerinizi faydalı olacaktır. Nefes almanız,
burun akıntısı olup olmadığı, geniz ardına akıntı ve baş ağrısı olup olmadığını belirlemeniz bu ameliyatla
birlikte bu problemlerin çözümünü mümkün hale getirecektir. Burun şekil sorunlarınızı ve nelerin düzeltilip
nelerin düzelmeyeceğini doktorunuzla mutlaka tartışın.
Ameliyat sonrası beklentilerinizin olabilirliği doktorunuz tarafından ifade edilecektir. Ameliyat sonrası
hayal kırıklığından kurtulmanın yolu bu dönemi iyi değerlendirmek ile mümkündür. Bu ameliyatta doktorunuzla
birlikte davranmanız hem sizi hem doktorunuzu rahatlatacaktır. Yardımlaşma tüm ameliyat döneminizi zevkli
bir uğraşı haline dönüştürecektir farklı beklentiler daha yolun başında doktorunuzla sizin karşı karşıya
getirecektir. Sizin için çok büyük kusurlar cerrahi olarak basit bir işlemle düzeltilebilirken çok küçük
bir ayrıntı bazen zor bir cerrahi ile ancak düzeltilebilmektedir. En iyi, iyinin düşmanı olarak
hatırlanmalıdır.
AMELİYATIN AMACI NEDİR?
Burun estetiğinde amaç yüzünüze en uygun burunu yaptırmaktır. Bu cerrahi işlem şüphesiz mevcut kumaşla
yapılacaktır Yani sizin cildinizin kalınlığı, mevcut kıkırdakların inceliği ve formu yara iyileşmeniz ve
daha önce geçirdiğiniz burun ameliyatları başarı oranını belirler. Amaç yüzünüze ilgisiz bir burun yapmak
değildir. Bu nedenle tek başına en güzel burunu yapmak sorunları çözmeyecektir. Yüzünüze en uygun burunu
yapmak en başarılı sonuç olarak kabul edilir. Burunun bazı yerleri küçültülürken bazı yerlerinin
büyütülmesi ile yüzde iyi görünen burun sağlanmaya çalışılır. Burun deliklerinin aşırı görünmediği, diri,
kemik çatının kaybedilmediği ve ameliyatı olduğu izleminin saklanması önemlidir.
AMELİYAT VE SONRASI
Burun Estetik ameliyatları dünyada en çok yapılan estetik amaçlı ameliyatlardır. Ameliyat süresi 1-1.5
saati aşmamaktadır. Ancak özel durumlarda bu süre daha uzun olabilmektedir.
Ameliyat sonrası morluk ve şişlik eskiden uygulanan cerrahi tekniklere göre çok daha az oranda
görülmektedir. Burun içinde bir gün kalacak tampon yada nefes almanıza engel olmayacak özel bir sünger ve
burun dışını saran minik bir alçı ile uyanacaksınız.ameliyat sonrası genellikle korkulduğu gibi ağrılı
geçmemektedir. Basit ağrı kesicilerle bu dönem oldukça rahat geçecektir. Bir gün sonra burun içi
boşaltılacak, nefes almanız normale dönecektir. Aşırı sıcak olmayan bir mekanda başınız hafif yukarda yada
oturur durumda istirahat etmeniz önerilir. Bu ameliyattan sonra her rastladığınız insan size farklı
yorumlar yapacaktır. Bu zevklerin değişik olması yanı sıra eski burnunuzun iyi bilinmemesi ile ilgilidir.
Burnunuz ile ilgili yorumu yorumu bu konunun uzmanları bile ancak eski burunu göz önüne alarak
yapabilmektedir. Zaman içinde burnunuzla ilgili değişiklikleri doktorunuzla birlikte takip etmeniz en uygun
yol olacaktır.
DIŞ KULAK HASTALIKALARI
YÜZÜCÜ KULAĞI VE BENZER SORUNLARI
Nedenler
Kulağa su kaçarken, içeriye beraberinde bakteri ve mantarları da taşıyabilir. Genellikle su tekrar çıkar,
kulak kurur, böylece bakteri ve mantarlar kulakta bir soruna neden olmazlar. Fakat bazen su dış kulak
kanalında kalır, böylece cilt iyice nemlenir. Bu sayede bakteri ve mantarlar çoğalır, yayılır, dış kuşak
yolunda enfeksiyona yol açarlar. (Bakınız Dış Kulak Yolu)
- Semptomlar
- Kulakta dolgunluk hissi
- Kaşıntı
- Dış kulak kanalı şişer, bazen iyice kapanır.
- Beyaz-sarı akıntı
- Şiddetli kulak ağrısı
- Kıkırdak da dokunmaya karşı aşırı
- hassasiyet vardır
- Boyundaki bezelerde büyüme
!!!Şayet bu belirtileri tespit ederseniz doktorunuza başvurunuz.
Koruma
Eğer yüzme, duş veya saç yıkama sonrası kulağınızda su hissederseniz, kulağınıza damla damlatabilmek için
o kulağınız yukarı gelecek şekilde başınızı yana yatırın.
Kulak Damlalarını Kullanma
Kulak kurutucu damlayı kulağınızı yukarı ve arka yöne doğru çekerek damlatın, kulak kepçesini ileri geri
çekiştirerek damlaların kulak kanalına girmesini sağlayın. Bu işlemden sonra başınızı kaldırıp kulaktaki
suyun dışarı akmasını bekleyin.
Uyarı
Eğer kulak enfeksiyonunuz varsa, delik veya başka şekilde zedelenmiş kulak zarınız var ise, kulak cerrahisi
geçirdiniz ise, yüzmeden veya kulak damlası kullanmadan önce bir Kulak Burun Boğaz uzmanına başvurun. Eğer
kulak zarınızın daha önce delindiğini, yırtıldığını, parasentez, işlemine tabi tutulduğunu veya herhangi
bir şekilde zedelendiğini bilmiyorsananız, doktorunuza danışınız.
Şayet Probleminiz sürekli tekrarlar mahiyette ise Kulak Burun Boğaz doktorunuz size yağlı (vazelinli )
kulak tıkaçlarını yüzmeden önce kulağınıza takıp kulaklarınızı sudan korumanızı tavsiye edecektir. Kuru
bir kulağın iltihaplanması daha zordur.
!!! Pamuklu çubukları kullanktan kaşını
BAŞ DÖNMESİ VE ARAÇ TUTMASI
VERTİGO NEDİR?
Bazı insanlar denge problemlerini baş dönmesi olarak nitelendirirler. Çevrenin dönmediği bu denge
bozukluğu bazen iç kulağa bağlı bir problemden dolayı ortaya çıkar. Bazı insanlar ise denge sağlamaktaki
zorluklarını vertigo kelimesiyle açıklarlar. Bu kelime Latince "dönmek" fiilinden gelmektedir. Bu hastalar
sıklıkla kendilerinin veya çevrenin döndüğünü söylerler. Vertigo çoğunlukla iç kulak probleminden
kaynaklanır.
HAREKET HASTALIĞI VE DENİZ TUTMASI NEDİR?
Bazı insanlar uçağa bindiklerinde veya arabada bulantı hissederler, hatta bazen kusarlar. Bu duruma taşıt
tutması denilir. Bir çok insan bu rahatsızlığı gemiye bindiği zaman çeker bu yüzden aynı olay olmasına
rağmen buna deniz tutması denir. Deniz tutması sadece ufak bir rahatsızlıktır. Bunun dışında herhangi bir
tıbbi bozukluğun ifadesi değildir. Ancak bazen yolcular bu rahatsızlıktan dolayı çok kısıtlanabilirler.
Çok az bir kısmında da bu rahatsızlık yolculuk bitse dahi birkaç gün daha sürmektedir.
DENGE SİSTEMİNİN ANATOMİSİ
Baş dönmesi (Dizzines, vertigo) ve taşıt tutması denge sistemi ile ilgilidir. Uzay araştırmacıları bu
duyguya uzaysal oriantasyon demektedirler. Denge sistemi iç kulaktadır ve beyine vücudun uzay içinde
nerede olduğunu, pozisyonunun yönü, hangi yönde hareket ettiği ve dönüyor mu yoksa sakin durumda mı
olduğunu bildirir. Denge duygunuz sinir sisteminin aşağıda belirtilen bölümleri arasındaki kompleks
ilişkilerle sağlanmaktadır.
- İç kulak (aynı zamanda labirent adını da almaktadır.) hareketin yönünü yani dönüp dönmediğini,
ileri veya geri, bir yandan diğer yana ve yukarı veya aşağıya doğru olduğunu belirler.
- Gözler vücudun uzay içindeki yerini (baş aşağı vs.) ve hareketin yönünü belirler.
- Eklemlerde ve omurgada bulunan basınç reseptörleri vücudun hangi parçasının aşağıda olduğunu
ve neresinin yere değdiğini belirler.
- Kaslardaki ve eklemlerdeki algılama reseptörleri vücudun hangi parçasının hareket ettiğini belirler.
- Merkezi sinir sistemi (beyin ve omurilik) daha önceki dört sistemden gelen uyarıları işler ve
sonuçta koordinasyonu sağlanmış bir algılama ortaya çıkar.
Taşıt tutmasının bulguları ve baş dönmesi, merkezi sinir sistemine diğer dört sistemden birbirine zıt
mesajlar geldiğinde ortaya çıkmaktadır. Örnek olarak fırtınalı bir günde uçağa bindiğinizi düşünün ve
uçağınız hava akımlarından dolayı sallanmaktadır. Fakat gözleriniz bu hareketi algılamamaktadır. Çünkü
bütün gördüğünüz uçağın içidir. Bunun sonucunda beyniniz birbiriyle uyuşmayan mesajlar almaktadır. Sizi
bundan dolayı uçak tutabilir. Veya bir arabanın arka koltuğunda oturmuş kitap okuduğunuzu düşünün. İç
kulağınız ve deri reseptörleriniz yolculuğun hareketini algılayacaktır. Ancak gözleriniz sadece kitabı
görecektir. Bu nedenle sizi taşıt tutabilir. Gerçek bir tıbbi örnek vermek gerekirse bir darbeden dolayı
yalnızca bir taraftaki iç kulağınızın hasarlandığını düşünün. Hasarlı iç kulak normal iç kulakla aynı
mesajları göndermez. Bu beyine dönme eylemiyle ilgili yanlış bilgi verir. Kişi vertigodan veya dönüyormuş
hissinden şikayetçi olabilir. Bazen bulantı da görülür.
HANGİ TIBBİ RAHATSIZLIKLAR BAŞ DÖNMESİNE NEDEN OLUR?
- Dolaşım: Dolaşım bozuklukları baş dönmesinin en sık nedenleri arasındadır. Eğer beyniniz yeterince kan
almazsa başınız dönmeye başlar. Hemen hemen herkes yatarken aniden ayağa kalktığında birkaç defa
hissetmiştir, ancak bazı insanlar sık veya kronik nedenlerden ötürü baş dönmesi şikayetlerinde bulunurlar.
Bu arterioskleroz (damar sertliği) dan dolayı olur. Bu rahatsızlık çoğunlukla yüksek tansiyon hastalarında,
şeker hastalarında ve kan yağları yüksek olanlarda görülür. Bazen de kalp fonksiyonları yetersiz olanlarda
veya kansızlık şikayeti olanlarda rastlanır. Bazı ilaçlar özellikle nikotin ve kafein beyne giden kan
akımını azaltır. Dietteki çok miktarda tuz da kan akımının azalmasına neden olur. Bazen dolaşımında strese,
sinirlenmeye veya gerginliğe bağlı olarak bazı bozukluklar olabilir. Eğer iç, kulak yeterince kan alamazsa
daha özel bir baş dönmesi durumu olan vertigo ortaya çıkar. İç kulak kan dolaşımındaki değişikliklere çok
hassastır. Bu yüzden beyin için bahsedilen zayıf kan dolaşımı durumlarının hepsi iç kulak için de
geçerlidir.
- Yaralanma: Kafatasında meydana gelen, iç kulağı da zedeleyen bir kırık sonrasında aşırı,kısıtlayıcı bir
vertigoyla birlikte bulantı ve işitme kaybı gelişir. Baş dönmesi birkaç hafta sürer. Bu süre içinde normal
taraf yavaş yavaş karşı tarafın fonksiyonlarını üstlenir.
- Enfeksiyon: Virüslerden örneğin soğuk algınlığına neden olanlar iç kulağı ve onun beyinle olan sinir
bağlantılarını etkileyebilirler. Bu kötü bir vertigoya neden olurken işitme genellikle etkilenmez. Buna
rağmen bakteriler sonucunda oluşan enfeksiyonlarda hem denge hemde işitme fonksiyonlarının bozulmasına
neden olur. Baş dönmesinin şiddeti ve iyileşme zamanı kırıklarda olduğu gibidir.
- Allerji: Bazı insanlar allerjik oldukları besinlerle veya havadaki parçacıklarla karşılaştıklarında baş
dönmesi veya vertigo ile karşılaşabilirler.
- Nörolojik hastalıklar: Multipl Skleroz, sifiliz, tümör gibi sinir sistemini etkileyen hastalıklar
dengenin bozulmasına neden olur. Bunlar nadir nedenler olmasına rağmen doktorunuz muayene sırasında bunları
da düşünecektir.
ARAÇ TUTMASINA KARŞI NE YAPABİLİRİM?
- Her zaman vücudunuzun hareketinin iç kulağınız ve gözleriniz tarafından aynı şekilde algılanabileceği
bir yerde oturun. Örnek olarak arabanın ön tarafında oturup uzak manzaralara bakabilirsiniz veya geminin
güvertesi ne çıkıp ufku izleyebilirsiniz yada uçakta cam kenarında oturup dışarıyı seyredebilirsiniz.
Uçak yolculukların da hareketin en az olduğu kanat üstüne denk gelen koltukları tercih edin.
- Eğer araba sizi tutuyorsa kitap okumayın yada zıt yöndeki koltuklara oturmayın.
- Araç tutması olan bir başka yolcuyla konuşmayın veya onu izlemeyin.
- Yolculuktan hemen önce yada yolculuk sırasında keskin kokulardan, baharatlı ve yağlı yiyeceklerden
uzak durun. Araştırmalar halk arasında yaygın olarak kullanılan formüllerin etkinliğini bilimsel olarak
kanıtlayamamıştır.
- Doktorunuz tarafından tavsiye edilen ilaçlardan birini yolculuğunuzdan önce alın. Bu ilaçlardan
bazıları reçetesiz olarak da satın alınabilir. Sakinleştirici veya sinir sistemini etkileyen ilaçlar
için doktorunuzun reçetesi gerekir. Bazıları hap veya fitil şeklindedir bazıları ise (scopolamine) kulak
arkasına yapıştırılabilen bantlar şeklindedir.
Şunu hatırlayın: Baş dönmesi ve araç tutması olaylarının büyük çoğunluğu hafiftir ve kişi bunu kendi
kendine tedavi edebilir. Ancak ağır veya giderek daha da ağırlaşan vakalar Kulak Burun Boğaz, denge ve
sinir sistemi konusunda uzman bir doktor tarafından takip edilmelidir.
DOKTOR BAŞ DÖNMESİ İÇİN NE YAPAR?
Doktorunuz baş dönmesini tarif etmenizi isteyecektir. Bunun bir göz kararması mı yoksa bir hareket hissi
mi olduğunu, ne kadar sürdüğünü, işitme kaybı veya bulantı ve kusma olup olmadığını soracaktır. Hangi
durumların baş dönmesi oluşturduğu da sorulabilir. Genel durumunuz, ilaç alıp almadığınız, kafa travması,
son zamanlarda geçirilmiş bir enfeksiyon, ve kulağınızla, sinir sisteminizle ilgili birçok soruya cevap
vermek durumunda olabilirsiniz. Doktorunuz kulağınızı, burnunuzu ve boğazınızı muayene ettikten sonra sinir
sistemiyle ilgili bazı testler yapacaktır. İç kulak hem işitme hem de dengeyle ilgili olduğu için dengedeki
bir bozukluk işitmeyi de etkileyecek veya bunun tersi olacaktır. Bu nedenle doktorunuz işitme testi
(odiogram) isteyebilir. Bazı durumlarda kafatasınızın röntgenini, tomografisini veya manyetik rezonans ile
görüntülenmesini veya iç kulağınızı uyarmak için kullanılan sıcak veya soğuk sudan sonra göz
hareketlerinizi izleyecek bir test (elektronistagmografi - ENG) isteyebilir. Bazı durumlarda da kalbinizin
değerlendirilmesini veya bazı kan testlerini önerebilir. Her hasta için her test gerekmemektedir.
Doktorunuzun kararı hangi testlerin gerekli olduğunu belirleyecektir. Benzer olarak önerilen tedavi de
konulan teşhis ile ilişkili olacaktır.
BAŞ DÖNMESİNİ AZALTMAK İÇİN NE YAPABİLİRİM?
- Ani pozisyon değişikliklerinden kaçının. Örnek olarak yatar durumdan aniden ayağa kalkmayın veya bir
taraftan diğerine ani olarak dönmeyin.
- Aşırı kafa hareketlerinden (özellikle yukarı bakmak) veya hızlı baş hareketlerinden kaçının.
- Dolaşımı bozacak (nikotin, kafein ve tuz) ürünlerinin kullanımını azaltın.
- Baş dönmenize neden olan stresden, sinirlilikden uzak durun ve allerjiniz olan maddelere maruz
kalmamaya çalışın.
- Baş dönmeniz olduğunda araba kullanmak tehlikeli alet kullanmak veya merdiven tırmanmak gibi zarar
verebilecek aktivitelerden uzak durun.
BAŞ DÖNMESİ VE MENİERE HASTALIĞI
Tanı nasıl konulur?
Bir doktor ataklarınızın sıklığını, süresini, ciddiyetini ve karakterinin hikayesini değerlendirdikten
sonra işitme kaybınızın süresini, değişip değişmediğini, çınlama veya dolgunluk hissinizin olup olmadığını,
bunun tek veya çift taraflı olup olmadığını belirleyecektir. Size geçmişte frengi, kızamık veya diğer
ciddi enfeksiyonları geçirip geçirmediğiniz, gözünüzde bir iltihap olup olmadığı, bağışıklık sisteminde
bozukluk veya allerjinizin olup olmadığı veya geçmişte bir kulak ameliyatı geçirip geçirmediğiniz
sorulabilir. Genel sağlığınız, şeker hastalığınız, tansiyonunuz, yüksek kolesterolünüz, guatrınızın,
nörolojik veya duygusal problemlerinizin olup olmadığı da sorulabilir. Bazı durumlarda bu problemlere
yönelik testler yapılabilir. Kulak ve baş boyunun diğer yapılarının fizik muayenesi ataklar haricinde
normaldir.
İşitme testi olan Odiometrik muayene, etkilenen kulaktaki işitme kaybını gösterir. Etkilenen kulakta
konuşma ayırt etme yeteneği (hastanın git ve bit gibi benzer kelimeler arasında ayırım yapamaması.)
etkilenmiş olabilir. Denge fonksiyonunu değerlendirmek için ENG (elektronistagmografi) uygulanabilir.
Bu karanlık bir odada yapılır. Kayıt elektrotları göze yakın yerleştirilir. Elektrodlardan çıkan kablolar
kalp monitörüne benzeyen bir makineye bağlanır. Sıcak ve soğuk su, yada hava yavaşça her iki kulak kanalına
uygulanır. Göz ve kulak, sinir sistemi sayesinde birlikte çalıştıkları için denge sistemi ölçümünde göz
hareketlerinin ölçümü kullanılır. Hastaların yaklaşık %50 sinde etkilenen kulakta denge fonksiyonu
azalmıştır. Denge sistemini değerlendirmek için rotasyon testi veya denge düzlemi gibi diğer denge testleri
de uygulanabilir.
Uygulanabilecek diğer testler:
Elektrokokleografi (EcoG) bazı Meniere hastalarında iç kulaktaki artmış sıvı basıncını gösterebilir.
İşitsel beyin kökü cevabı(ABR)işitme siniri ve beyin yollarının bilgisayarlı testidir.
BT (bilgisayarlı tomografi ) ve MRI (manyetik rezonans görüntülemesi) işitme ve denge siniri üzerinde
meydana gelen tümörü belirlemek için gerekebilir. Bu tümörler nadirdir ancak Meniere'e benzer semptomlara
sebep olurlar.
Doktor hangi tedavileri önerecektir?
Diet ve tedavi:
Az tuzlu diyet ve bir diüretik (suyu vücuttan atılımını sağlayan ilaç ) Meniere hastalarında atak
sıklığını azaltabilir. Diüretikten tam verim alabilmek için tuzu kısıtlamanız ve ilacınızı belirtildiği
şekilde düzenli almanız çok önemlidir.
Yaşam biçimi:
Kafein, sigara ve alkolden uzak durun! Düzenli uyuyun ve iyi beslenin. Fiziksel olarak aktif olun ama
gereksiz yorgunluklardan kaçının. Meniere hastalığında stres, baş dönmesi ve kulak çınlamasına sebep
olabilir. Stres den uzak durun.
Önlemler:
Eğer uyarmaksızın baş dönmeniz olursa, araç kullanmayın çünkü araç kontrolündeki başarısızlığınız, siz ve
diğerleri için tehlikeli olabilir. Güvenlik için yüzmeden, merdivenlerden, yapı iskelelerinden vazgeçmeniz
gerekebilir.
Cerrahi ne zaman tavsiye edilir?
Eğer baş dönmesi atakları konservatif çözümlerle kontrol edilemiyorsa ve ataklar günlük işleri kısıtlıyorsa
aşağıdaki cerrahi işlemlerden biri tavsiye edilebilir:
- Endolenfatik şant (iç kulak sıvısının boşaltılması) veya dekompresyon (basıncın azaltılması) işlemi
işitmeyi koruyan bir kulak ameliyatıdır. Vakaların 1/2-1/3ünde baş dönmesi ataklarının kontrolu
sağlanır. Ancak hiçbir hastada bu kontrol kalıcı değildir. Diğer işlemlere kıyasla daha kısa sürer.
- Vestibüler nörektomi denge sinirinin iç kulağı terkedip beyine girdiği yerde kesilmesi işlemidir. Baş
dönmesi atakların büyük bir kısmı bu ameliyatla tedavi edilebilir ve vakaların çoğunda işitme korunulur.
- Labirentektomi ve işitme sinirinin kesilmesi : Bir tarafın iç kulağndaki işitme ve denge mekanizmalarının
harap edilmesidir. Meniere hastasının etkilenmiş olduğu kulağı çok az duyuyorsa bu yöntem tercih edilebilir.
Genellikle baş dönmesi atakları kontrol altına alınır.
Diğer ameliyatlar ve tedaviler de bazı durumlarda tavsiye edilebilir. Cerrahi tedavi gerekli görülüyorsa,
cerrahınızla riskleri ve kazanacaklarınızı tartışmalısınız. Her ne kadar Meniere hastalığının tedavisi
yoksa da hemen hemen her vakada baş dönmesi kontrol altına alınabilir.
GÜRÜLTÜ VE İŞİTMEYE ETKİSİ
GÜRÜLTÜ, KULAKLAR VE İŞİTMENİN KORUNMASI
10 kişiden birinde işitme kaybı vardır, bu kayıp normal konuşmayı ve anlayabilmeyi etkiler. Aşırı sese
maruz kalma işitme kaybının en sık sebebidir.
Gürültü gerçekten kulaklarımı etkileyebilir mi?
Evet,gürültü tehlikeli olabilir. Eğer ses yeterince yüksekse ve uzun sürerse işitmemize zarar verebilir.
Gürültü sonucu meydana gelen hasara işitme siniri ile ilgili işitme kaybı ya da sinir kaybı diyoruz.
Bu gürültüden başka faktörlerle de oluşabilir ancak gürültü sebebiyle meydana gelen işitme kaybının başka
yönden önemi vardır:azaltılabilir ve hatta önlenebilir.
Kulaklarımı iyileştirebilir miyim?
Hayır,eğer kulağınızın yüksek sese alıştığını düşünüyorsanız bu durum kulaklarınıza büyük olasılıkla zarar
vermiştir ve hiç bir tedavi yöntemi yoktur. Ne ilaç, ne cerrahi ne de işitme aleti kulağınız gerçekten
zarar görmüşse gerçekten işitmenizi düzeltmez.
Kulak nasıl çalışır?
Kulağın üç ana bölümü vardır:dış kulak, orta kulak, iç kulak. Dışarıdan görebildiğimiz parça olan dış kulak
kendi kanalına açılır. Kulak zarı dış kulak yolunu orta kulaktan ayırır. Orta kulaktaki örs, çekiç ve üzengi
kemikçikleri iç kulağa sesin iletilmesine yardımcı olurlar. İç kulakda işitme ve dengeye hassas hücrelerle,
beyine giden işitme siniri vardır.
Herhangi bir ses kaynağı kulağa titreşim veya ses dalgaları gönderir. Bunlar dış kulak yolu vasıtasıyla iletilir
ve kulak zarına çarparak zarın titreşimini sağlar. Bu titreşimler orta kulağın küçük kemikçiklerine iletilir
ve kemikçikler yoluyla iç kulağa buradan da işitme sinirine geçerler. Titreşimler iç kulakda sinir uyarıları
haline dönüştürülür ve direkt olarak beyine giderler. Beyne gelen uyarılar müzik, kapı çarpması gibi ses
olarak algılanır.
Ses çok fazla olduğu zaman iç kulaktaki sinir uçlarını öldürmeye başlar. Yüksek sese maruz kalma süresi
uzadıkça daha fazla sinir ucu harap olur. Sinir ucu sayısı azaldıkça da işitme azalır. Ölü sinir uçlarını
canlandırmak mümkün değildir ve hasar kalıcıdır.
Sesin zararlı olduğunu nasıl anlayabilirim?
İnsanlar gürültüye duyarlılıkları açısından farklıdır. Genel olarak sesinizi duyurmak için bağırmak zorunda
kaldığınız gürültülü ortam, kulağınızı ağrıtan sesler, kulağınızı çınlatan gürültü veya maruz kaldıktan sonra
sağırlık yaşattıran sesler işitmenize zarar verebilir.
Bilimsel olarak ses iki türlü ölçülebilir: şiddet veya sesin yüksekliği desibel (dB) olarak ölçülür. Tizlik
ise saniyedeki ses titreşim frekansı olarak ölçülür. Düşük tizlik (tuba gibi derin ses) daha az titreşim
yaparken yüksek ses (violin gibi) daha fazla titreşim yapar.
Frekans ve işitme kaybı arasında nasıl ilişki vardır?
Frekans saniyedeki devir veya Hertz (Hz) olarak ölçülür sesin tizliği ne kadar yüksekse frekansı o kadar
fazladır. Genel olarak en iyi duyan çocuklar büyük kilise orgunun en düşük notası olan 20 Hertzlik sesten
köpek havlama sesinin en tizliği olan 20.000 Hertzlik sese kadar sesleri ayırt edebilir . İnsan konuşması
500 - 2.000 Hz arasında değişir ve pek çok insana çok yüksek veya çok alçak frekanslı seslerden daha
gürültülü gelir. Duyma kaybı başlayınca yüksek frekanslar daha önce kaybedilir. Bu da işitme kayıplı
insanların bayan ve çocukların yüksek tizlik seslerini neden daha zor duyduklarını açıklar.
Yüksek frekanslardaki duyma kaybı ses bozulmasına yol açar. Böylece ses duyulmasına rağmen anlaşılamaz.
Ayrıca işitme kayıplı hastalar benzer duyulan kelimeler arasındaki farkı ayırt edemezler çünkü bu sessiz
harfler diğer sessizlere ve sesli harflere nazaran daha yüksek frekans aralığına sahiptirler.
Desibel Nedir?
Sesin şiddeti desibel (dB) olarak ölçülür. Yelpaze insan kulağının duyabileceği en silik sesten (0dB)
roketin havalanma sesine (180dB) kadar değişir. dB logaritmik bir ifadedir, bu yüzden dB şiddetinde 10
ünitelik artış bir alttakinin 10 katı fazlası anlamına gelir; yani 20 dB, 10 dBin 10 katı ve 30dB de
10 dBin 100 katıdır.
Duymamı etkilemeksizin dB ne kadar yükseğe çıkabilir?
Pek çok uzman 85 dB den daha fazla sese maruz kalmanın zararlı olduğu konusunda hem fikirdir .
Duyduğum gürültüye maruz kalma süresinin işitmedeki hasarla ilişkisi var mıdır?
Vardır. Yüksek sese ne kadar uzun süre maruz kalırsanız o kadar hasar gelişir. Ayrıca sesin kaynağına ne
kadar yakınsanız hasar o kadar fazla olur. Her silah sesi yakın çevredeki herkesin kulağına zarar verebilir.
Daha büyük ve topçu sınıfı silahlar en kötüsüdür çünkü en fazla gürültüyü bunlar çıkarır. Ancak patlama
yakınınızda olursa küçük silahlar bile işitmenize zarar verebilir. Ateşli silah kullanan biri kulaklık
kullanmıyorsa işitme kaybı riskiyle karşı karşıyadır. Son çalışmalar gençlerde işitme kaybı sıklığının
arttığını göstermektedir. Yüksek sesle dinlenen rock müziği ve kulaklıklı taşınabilir radyo-teyp (Walkman)
kullanımındaki artış gençlerdeki işitme kaybından sorumlu olabilir.
Gürültü işitmem dışında başka bir zarar verebilir mi?
Kulak çınlaması gürültüye maruz kalma sonrası görülür ve sıklıkla kalıcıdır. Bazı insanlar yüksek sese
sinirlilik reaksiyonu gösterirler ayrıca kalp hızı ve kan basıncı veya mide asidinde artma görülebilir.
Çok yüksek ses güç görevleri yerine getirmeyi dikkati dağıtmak suretiyle azaltır.
Kim işitme koruyucusu kullanmalıdır?
Eğer gürültülü bir ortamda çalışmak zorundaysanız koruyucu kullanmalısınız. Ayrıca bu koruyucular; güçlü
elektrikli aletler, gürültülü bahçe aletleri veya ateşli silah kullanırken de giyilmelidir.
İş sırasında gürültüye maruz kalma ile ilgili kanunlar nelerdir?
Pek çok insanda devamlı 85 dB üzerinde gürültüye maruz kalma anlamlı şekilde işitme kaybına yol açar ve
daha yüksek sesler bu hasarı arttırır. Korunmamış kulaklar için izin verilen maruz kalma süresi ortalama
gürültü seviyesinde her 5dB artış için yarısı kadar azaltılmalıdır. Örneğin 90dB için maruz kalma süresi
8 saat, 95 dB için 4 saat ve 100 dB için 2saat olmalıdır. İzin verilen en yüksek gürültü seviyesi korunmuş
kulak için günde 15 dakika ve 115 dBdir.140 dB üzerindeki gürültü kabul edilemez.
ABDde mesleki güvenlik ve sağlık birliği yönetimi 1983 yılı işitme koruma kanununda gürültülü çalışma
ortamlarında işitme koruma programı uygulamayı istemektedir. Bu ise ortalama 85 dB veya daha fazla gürültüye
maruz kalan yaklaşık 5milyon çalışanda yıllık işitme testi yapmayı kapsar. İdeal olarak gürültülü makine ve
çalışma ortamları daha az gürültülü aletlerle donatılmalı veya çalışma saatleri azaltılmalıdır. Ancak bunun
maliyeti pahalıdır. Alternatif olarak kişisel işitme korumaları ortalama 90 dBden yüksek gürültüde
kullanılmalıdır. Gürültü ölçümleri işitme koruması ihtiyacını gösterirse işveren en az kulak tıkacı ve bir
tip de kulak susturucusunu ücretsiz olarak çalışanlarına vermek zorundadır. Yıllık işitme testleri yüksek
frekanslarda 10 dB veya daha fazla işitme kaybını gösterirse çalışan bilgilendirilmeli ve gürültü 8 saat için
85 dBden fazla ise işitme korumaları kullanmalıdır. İşitmede daha fazla kayıp ve/veya kulak hastalığı
ihtimali KBB uzmanına görünmeyi gerektirir.
İşitme koruyucuları nedir ve ne kadar etkilidir?
İşitme koruyucu aletleri kulak zarına ulaşan sesin şiddetini azaltırlar. 2 formu vardır: kulak tıkacı ve
kulak maskesi.
Kulak tıkacı dış kulak yoluna uyan küçük aletlerdir. Etkili olmaları için total olarak kulak kanalını
tıkamaları gerekir. Çeşitli tip ve ebatlarda olabilirler. Kulakta tutamayan kişiler için baş bandı ile
kullanılabilirler.
Kulak maskesi kulağı kaplayacak şekilde oturur ve kulak kanalının tüm çevresini bloke eder. Bunlar uyumlu
bantlarla yerlerinde tutulur. Gözlük çevresini ve uzun saç çevresini kapatmazlar ve ayarlanabilir baş bandı
kulak maskeyi yerinde tutmak için yeterlidir. Kulak tıkaçları rahat bir şekilde yerleştirilmeli ve böylece
kulak kanalı tamamen kapanmalıdır. İyi uymayan kirli veya yırtılmış tıkaçlar kanalı kapatmaz ve rahatsız
edebilir. Uygun, iyi oturmuş tıkaçlar sesi 15-30 dB azaltabilir. İyi tıkaçlar ve maskeler sesin
azaltılmasında eşittirler ancak tıkaçlar düşük; susturucular yüksek frekanslarda etkilidirler. Tıkaç ve
susturucuların birlikte kullanımı tek başlarına kullanıma nazaran 10-15 dB daha fazla koruma sağlar.
105 dBden yüksek sesler için beraber kullanım düşünülmelidir.
Niçin sadece pamuk ile kulaklarımı kapatamam?
Kulak topları ve kağıt doku tıpaları sesi sadece 7 dB azaltır.
İşitme koruyucularının ortak problemleri nelerdir?
İşitme koruyucusu kullanan işçilerden yarısı koruyucuların ses azaltma potansiyellerinin yarısını
kullanırlar çünkü bu gereçleri devamlı kullanmazlar veya bu aletler tam olarak kulağa uymaz. 8 saatlik bir
süre devamlı takılırsa 30 dBlik ses azalması sağlayan bu koruyucu gürültüde 1 saat çıkarılırsa sadece 9
dBlik sağlar. Bu desibeller logaritmik yelpaze ile ölçülmeleri sonucudur ve her 10dB artışta ses
enerjisinde 10 kat artış görülür. Korunmamış kulakla işçi koruyucu kullanmaya nazaran 1000 kat daha fazla
ses enerjisine maruz kalır. Ek olarak sese maruz kalma toplamsaldır. Bunun için evdeki gürültü veya
partideki gürültü toplanarak hesaplanır. İş yerinde maksimum izin verilebilen gürültünün ardından gürültülü
müziğe maruz kalma günlük güvenlik limitini aşar. Tıkaç veya susturucu devamlı kullanılsa bile eğer kulak
derisi ve koruyucu biraz aralık varsa fazla işe yaramazlar.
İşitme koruyucuları kullanırken sesimizi daha fazla ve derinden duyarsınız. Bu koruyucuların iyi
yerleştirildiğini gösteren yararlı bir bulgudur.
İşitme koruyucuları kullanırken diğer insanları veya makine problemlerini duyabilir miyim?
Güneş gözlükleri nasıl parlak ışıkta görmeye yardımcı olursa işitme koruyucuları çok gürültülü yerlerde
konuşmayı anlamayı arttırır. Sessiz bir ortamda normal duyan işitme koruyucusu takan insanlar düzenli
konuşmaları anlayabilirler.
İşitme koruyucuları işitmesi bozuk veya dil anlaması kötü olanlarda normal anlamayı çok az azaltırlar.
Ancak hafif işitme kayıplı kişilerin kulak tıkaç ve susturucuları takmaları daha fazla iç kulak hasarının
önlenmesi açısından önemlidir.
İşitme koruyucularının işçilerin bozuk bir makine sesini anlayabilme kabiliyetini düşürdüğü tartışılmıştır.
Ancak pek çok işçi daha fazla seste de uyum sağlayabilir ve böylece problemleri tesbit edebilirler.
İşitmemdeki hasar eski ise bunu nasıl anlayabilirim?
İşitme kaybı uzun yıllar süresince oluşur. Yavaş, ilerleyici ve ağrısız olduğu için fark edilmeyebilirler.
Fark edebildiğiniz kulakta çınlama veya başka seslerdir. Bu da uzun süreli olarak işitme sinirine zarar
veren gürültüye maruz kalma sonucunda gelişir. Veya insanların söylediklerini anlama güçlüğü çekilebilir.
Özellikle gürültülü bir ortamdayken insanlar mırıldanıyor gibi gelebilir. Bu yüksek frekans işitme kaybının
başlangıcı olabilir ve işitme testi bunu tesbit edebilir. Eğer bu bulgulardan herhangi biri varsa kulakta
kulak kiri veya kulak enfeksiyonu gibi düzeltilebilir hastalıklarınız olabilir. Ancak gürültüye bağlı
işitme kaybı da olabilir.
Her durumda işinizi şansa bırakmayın. Gürültüye bağlı işitme kaybı kalıcıdır. Eğer işitme kaybından
şüpheleniyorsanız bir KBB uzmanına görünün. Doktor işitme problemini teşhis eder ve en iyi tedavi yolunu
önerir.
KULAK ÇINLAMASI
KULAK ÇINLAMASININ NEDENİ
Bazı zamanlar kulağımda zil sesi duyuyorum bu normal midir? Tamamiyle değil. Kafa içinde ki bu seslere
genel olarak tinnitus denilir ve çok yaygındır. Tinnitus zaman zaman ortaya çıkabilir veya siz sürekli
olarak bir ses duyabilirsiniz. Çok kalın veya çok ince olabilir, tek kulağınızda veya her iki kulağınızda
da duyabilirsiniz. Zil sesi sürekli olduğunda bu kişiyi çok rahatsız edebilir. Hatta bu rahatsızlık
kişilerin normal hayatlarını etkiliyecek boyuta kadar çıkabilir.
BAŞKA İNSANLAR KULAĞIMIN İÇİNDEKİ BU SESLERİ DUYABİLİR Mİ?
Bu genellikle olmaz ancak bazı durumlarda dinleyen kişi bir çeşit ses duyabilir. Bu tip tinnituslara
objektif tinnitus denilir. Çoğunlukla ya bir damar anormalliğinden dolayı veya kasların kasılması sonucu
orta kulakta meydana gelen seslerden ötürü gelişir.
TİNNİTUS (ÇINLAMA) KONUSUNDA EN SIK RASTLANAN SORULAR
Tinnitusun Nedeni Nedir?
Sesin sadece hasta tarafından duyulduğu subjektif tinnitusun birçok olası nedeni vardır. Bazı nedenler
kötü değildir (örnek olarak küçük bir kulak kiri geçici bir süre tinnitus yapabilir.) Bunun yanında
enfeksiyon, kulak zarında delinme, orta kulakta sıvı birikmesi ve orta kulakta ki kemiklerin eklem
yerlerinin sertleşmesi gibi daha önemli nedenler de olabilir. Tinnitus baş ve boyun bölgesindeki damar
genişlemeleri (anevrizma) veya denge ve işitmeyi sağlayan sinirden kaynaklanan bir tümörden
(akustik nörinom) dolayı da olabilir. Bu problemlerde işitme kaybı da vardır. Allerji, yüksek veya düşük
tansiyon, tümör, şeker hastalığı, tiroid problernleri, baş ve boyun bölgesine gelen darbeler ve birçok
diğer nedenler: bazı romatizma ilaçlan, bazı antibiotikler, sakinleştirici ilaçlar ve aspirin tinnitusa
neden olabilir. Her durum için tedavi çok farklıdır. Bu nedenle konusunda uzmanlaşmış bir doktora kontrol
olmak ve kulak çınlamasının gerçek nedenini bulmak çok önemlidir.
Tinnitus çoğunlukla işitme sinirlerinin mikroskopla görülebilecek kadar küçük olan uçlarında meydana gelen
hasarlardan ötürü gelişir. Bu sinir uçlarının sağlıklılığı doğru ve kesin duymayı sağlar ve bunlarda
meydana gelecek bir hasar işitme kaybı ve tinnitusa yol açar. İlerlemiş yaşla birlikte sinir uçlarında
bazı değişiklikler meydana gelir bu da beraberinde tinnitusu getirir. Günümüz dünyasında yüksek ses
tinnitusun muhtemelen en sık rastlanan nedenidir ve işitme kaybına da yol açar. Ne yazık ki birçok insan
endüstriel gürültünün, yangın alarmlarının, yüksek sesle müzik dinlemenin ve diğer gürültülerin ne kadar
zararlı olduğundan ya habersiz yada bunu umursamamaktadır. Stereo kulaklıklarla yüksek müzik dinlemek
riski daha da fazlalaştırmaktadır.
Tinnitusun Tedavisi Nedir?
Vakaların çoğunda özel bir tedavi yoktur. Eğer doktorunuz gerçek nedeni bulursa bunu ortadan kaldırmaya
yönelik tedavi sonucunda kulağınızdaki çınlamalar da ortadan kalkar. Bunun için bazı röntgen filmleri ve
denge testlerine ihtiyaç duyulabilir. Bunlara rağmen tinnitusun nedeni çoğu zaman bulunamaz. Neden ortaya
konulmamış olmasına rağmen bazı durumlarda ilaçlar yardımcı olmaktadır. Kullanılan birçok ilaç vardır.
Genellikle hastaya ilaç alması önerilir ve sonuç alınıp alınmadığı sorulur.
Eğer Bir Neden Ortaya Konulamazsa Tinnitusun Azalması İçin Birşey Yapılabilir mi?
Evet. Aşağıda yapmanız ve yapmamanız önerilen şeyler tinnitusunuzun azalmasına yardımcı olacaktır.
Herşeyden önce işitme sisteminin vücudun en hassas ve kırılgan sistemi olduğu hatırlanmalıdır. Bu nedenle
aşağıdakileri yapmanız önerilmektedir.
- Yüksek sesli müziğe maruz kalmaktan korunun
- Kan basıncını sürekli kontrol ettiriniz. Kontrol altında olması için doktorunuza başvurun.
- Tuz alımını kısıtlayın (fazla tuz dolaşım sisteminizi bozacaktır.) Tuzlu yiyeceklerden uzak durun ve yemeğinize tuz eklemeyin.
- Sinir sistemine uyarıcı etkisi olan kahve, kola ve sigaradan uzak durun.
- Günlük egzersizler kan akımınızı düzenler.
- Yeterince dinlenin ve çok yorulmaktan sakının.
- Sesten endişelenmeyin. Kulak çınlamanız sizin sağır olmanıza ve aklınızı kaybetmenize neden olmaz. Bu sesleri rahatsız edici ama önemsiz bir gerçek olarak kabul edin ve olabildiğince yok saymayı öğrenin. Bu çeşit kontrol ya kişinin kendini tembihlemesiyle yada maskeleme yöntemiyle başarılabilir.
- Sinirliliğinizi ve gerginliğinizi en aza indirin.
KİŞİNİN KENDİNİ TEMBİH ETMESİ NE DEMEKTİR? BU GEÇERLİ MİDİR?
Tembihleme, konsantrasyon ve gevşeme egzersizleri sonucunda kan basıncını ve kas gruplarını sistemli olarak
kontrol etmeyi sağlar.
MASKELEME NEDİR? TİNNİTUS MASKELEMESİ NEDİR?
Tinnitus özellikle çevre sessiz olduğu zaman, gece yatarken, daha rahatsız edicidir Tinnitusla yarışacak
bir ses bir saatin tıklaması veya bir radyo, rahatsızlığı azaltacaktır. Bazı doktorlar alçak seşle FM
kanallarını dinlemeyi önermektedir: Birçok hasta iki istasyon arasında ayarlanmamış radyonun çıkardığı
sesi alçak sesle dinlemekten fayda bulduklarını ifade etmiştir. Böylesine statik bir ses çok rahatlatıcı
olabilir. Bu ses beyaz ses olarak bilinmektedir. Bazı hastalar rahatlatıcı ses üreten elektronik aletler
kullanmaktadır. Tinnitus maskeleyici işitme cihazını içine yapılan veya ona eklenen küçük bir eloktronik
parçadır. Sürekli ama rahatsız etmeyecek bir ses üreterek kişinin kulak çınlamasını unutmasını sağlar.
İŞİTME CİHAZLARI ÇINLAMANIN AZALMASINI SAĞLAR MI?
İşitme bozukluğu kişilerin bazılarında çınlamanın kullandıkları cihazlar tarafından azaltıldığı veya yok
edildiği söylenmektedir. Ancak işitme cihazı sadece tinnitusu önlemek için kullanılacaksa özenli bir
çalışma yapılmalıdır. Genellikle işitme cihazı çıkartılınca çınlama ilk durumuna geri döner.
SONUÇ
Kulak çınlamanız için herhangi bir tedaviye başlamadan muhakkak bir Kulak Burun Boğaz uzmanı tarafından
dikkatli bir muayeneden geçmelisiniz.